Sınırsız ve Sınıfsız Bir Barış Yurduna Doğru

Gençlik Şurası ve Üniversiteli Antikapitalist Müslümanlar’dan Ortak Açıklama
Yeryüzünde devlet ve iktidarlar, Allah’ın, insanlığın iradesini ve mutlaklığını inkâr edip halklar üzerinde zoraki hâkimiyet kuran tüm güçler, doğaları gereği kan, zulüm ve sömürü üretiyorlar.
Siyonizm Mescid-i Aksa’yı zaptetmeye çalışırken, Esad Hama’da, Işid Ezidiler ve Kürtler üzerinde, Çin Türkistan’da halkları katlederek veya yurtlarından sürmeye çalışarak iktidarlarını pekiştirmek istiyor. Ülkemizde de Roboskî’de ve kitlesel protestolarda insanlar katlediliyor.
Yoksulların, acizlerin, muhtaçların mağduriyetleri ortadayken; sömürüyü, açlığı, otoriteyi protesto edenlere devlet gaz fişeğiyle, tomalarıyla, kolluk kuvvetleriyle saldırıyor.
Yolsuzlar, hırsızlar, garibanlıktan patronlara köleleşmiş, bankalara borçlandırılmış halklarımızı mı temsil edebilir? İsrail’le milyarlarca dolarlık ticarî, askerî ilişkiler kuranlar, Amerika’yla bölgede stratejik ittifaklara devam edenler mi halklarımızı temsil edebilir?
Bakara-makaracı Egemen Bağışlar mı, rüşvetçi yolsuz Reza Zerrablar mı, din tüccarı Nihat Hatipoğulları mı, onlarca milyara kalemşorluk yapan gazeteciler mi...
Artık besmele çekmeli, “Ayağa Kalk” demeli ve ilişkilerimizde, ahlâkımızda Medine Vesikası’nda, Paris Komünü’nde, Şeyh Bedrettin isyanında olduğu gibi eşitler arası sorumluluğu ve eşitliği uygulamaya çalışmalıyız; eşitliği bozan, üstümüzde hâkimiyet kuranları, sınıf oluşturanları dışlamalıyız.
Fabrikamızda, okullarımızda, kandillerimizde, camilerimizde, cemevlerimizde, tüm ortak alanlarımızda halklarımızla buluşmalı, acımızı, derdimizi, sevincimizi, rızkımızı ortaklaştırmalıyız.
Din, ne vicdanlara ne zamanlara ne de dört duvara hapsedilebilir. Gerçek inancımız halâ canlı ve yüreklerimizdedir.
Rekabete sapmadan, özümüze dönmeli. Birbirimizin ihtiyaçlarını gidermeli, etrafımızla Rahmânî bir güven ilişkisi kurmaya çalışıp devrimci mücadele için Lehûlmülk zeminini inşa etmeliyiz.
Yıllarca işçileri asgarî ücrete çalıştırıp, işçilerin alınterinden kâr üstüne kâr koyanlardan, her hafta gündemimizi değiştirip esas meselelerden uzak tutmaya çalışan tefeci bezirganlardan hesap sormak için, üç yıldır adalet bekleyen Roboskîli analar için, Ali İsmail Korkmaz’lar için Hasan Ferit Gedik'ler için, iş cinayetlerinde katletilen çocuk işçiler için, azgınlardan, sapanlardan, şarlatanlardan hesap sormak, mülkiyeti tüm kainatla ortak kılmak için, Müslüman doğu halklarının ve tüm dünya emekçilerinin başlattığı bu kıvılcım, söndürülemez bir yangına dönüşsün.
Bu, bütün dünya halklarının kurtuluşu, insanlığın zalim ve mazlum halklar biçiminde ayrışmasına son verilmesi ve konuştuğu dil, sahip olduğu renk ve inandığı din ne olursa olsun, tüm halk ve ırklar arasında gerçekleşecek tam eşitlik için verilen bir mücadeledir.
Bu mücadele Hz. Ali’nin hak, Hz. Hüseyin’in adalet mücadelesidir.
Bu mücadele, Şeyh Bedrettin’in, “Yârin yanağından gayrı paylaşmak için her şeyi” şiarıyla başlattığı başkaldırmanın mücadelesidir, Baba İshak’ların, Somuncu Baba’ların şeref mücadelesidir.
Bu mücadele, 6. Filo’ya karşı yürüyenlerin emperyalizme karşı verdiği mücadeledir. Bu mücadele, Berkin Elvan’ın genç bedenine rağmen ekmek ve onurlu bir yaşam için verdiği mücadeledir.
Sınırsız ve sınıfsız bir barış yurduna doğru...
* ÜNİVERSİTELİ ANTİKAPİTALİST MÜSLÜMANLAR

Hiç yorum yok: