Petrol “Savaş”ı: Rusya, İran ve “Vekâlet Savaşları”

Petrol fiyatlarında düşüş küresel piyasaları alt üst etti. 2014 Yaz’ında varil fiyatı 115 dolar gibi bir zirveye ulaşmışken, kısa bir zamanda fiyatın 62 dolara düşmesi küresel piyasalarda büyük bir spekülatif hareketlenmeye yol açtı.
Özellikle ekonomileri petrol gelirlerine dayanan Venezüella, İran ve Rusya gibi ülkeler bu spekülatif dalgalanmadan şiddetle etkilendiler.
Rusya, Ukrayna-Kırım krizinden dolayı ekonomik yaptırımlar ve ambargo yaşıyordu. Zaten çok boyutlu bir ekonomik kırılganlık içinde olan Rusya, petrol “fiyat savaşları”nın başlamasıyla sarsıldı. Döviz şokları, kırılgan bir yapıya sahip ekonomiyi hızla çökme noktasına getirdi.
Ekonomi resesyon sürecine girdi. Rusya Merkez Bankası’nın aldığı önlemler sonuç alıcı olmadı. Rusya'nın ekonomik zafiyetleri arttı. Petrol fiyatlarında düşüşün devamı, ambargonun ve ekonomik blokajların derinleşmesi, Rusya'da, yıkıcı bir krizin önünü açabilir. Spekülatif sermayenin hızla Rusya'yı terk etmesi süreci hızlandırıcı faktördür.
Dünyanın üçüncü büyük petrol rezervine sahip olan ve OPEC'in ikinci büyük petrol üreticisi olan İran'da, petrol fiyatlarının düşmesinden ciddi derecede etkilendi. Petrol ihracatının ekonomi açısından stratejik önem taşıdığı İran'da, ihracat geliri 2011 yılında 120 milyar dolardı, 2013'te ihracat geliri yarı yarıya düştü. İhracatın yüzde 90'ını petrol satışlarının oluşturduğu İran'da, 2013 yılında Hasan Ruhani iktidara geldi ve ekonomide hızlı bir yeniden yapılanma sözü verdi. Ülkede 2012 ve 2013'te devalüasyon yapılmıştı. 2014 yılının ortasından sonra, özellikle petrol fiyatlarında düşüşle ekonomik sorunlar derinleşti. 2015 yılı ihracatının son gelişmelerle (petrol fiyatının OPEC tarafından da 60 dolar bandında tutulmasıyla) 40 milyar dolara düşmesi bekleniyor. Bu durum ekonomide büyük çöküşlere yol açabilir.
Ağır ekonomik yaptırımlar altındaki İran, bölgesel bir hegomonik güç olarak Irak ve Suriye'deki savaşa müdahil oluyor. Bu müdahillik ekonomiye ciddi bir yük getiriyor.
Rusya ve İran'a Bölgede Etkin Blokaj
21 Aralık 2014 Abu Dabi, OPEC toplantısında “fiyat savaşları”na ilişkin tansiyon düşürücü bir karar çıkmadı. Hatta OPEC'in en önemli üyelerinden Suudi Arabistan, günlük üretim kapasitesini ısrarla sürdüreceğini açıkladı. Aleni fiyat savaşının süreceğinin ilanı olan bu açıklamayla, petrol fiyatın kritik eşiğe doğru düşmesi devam etti. Küresel borsalar anında ve sert reaksiyon verdi. Fiyatın 60 doların altına düşmesi ihtimaline yönelik senaryolar oluşturuldu.
Petrol fiyatlarının düşmesinde tartışılan bir başka faktör, sektörde yeni teknolojilerin kullanılmasıdır. ABD, hidrolik kırma tekniğiyle kendi enerji sorunun çözümünde önemli hamleler yaptı. ABD'nin hidrolik kırma tekniğini kullanması ve bu yöntemle kendi likit enerji tüketiminin ithalini yüzde 60'tan, 2013'te yüzde 21'e düşürmesi ve 2020'de ileri teknolojiyle petrol sıvıları üretimini iki kata (7.5 milyon varilden, 14.2 milyon varile) çıkarma olasılığı, petrol piyasalarını sarsması şaşırtıcı değildir. Yeni teknolojinin kullanılması, petrol piyasalarını etkileyecek önemli bir faktördür. Ne var ki teknolojinin kullanımı ve rantabl oluşu, mali genişleme ve stabilizasyon dönemlerine bağlıdır. Kolay kredilerin bulunduğu ve düşük faiz koşullarında rantabl olan kaya gazı ya da hidrolik kırma tekniği, mali problemlerin olduğu şartlarda bu özelliğini hızla kaydediyor.
Bu ve benzeri faktörlerin yanında, esas olarak Ortadoğu merkezli gelişmeler, ağırlıkta petrol fiyatlarındaki spekülatif dalgayı tetikliyor. Burada da ABD'yle, Suudi Arabistan'ın bölgeye ve özellikle Rusya ve İran'a yönelik stratejik yaklaşımları önem taşıyor. Bir nevi petrol fiyatları savaşı, vekâlet savaşının parçasına dönüştürülerek, biri küresel hegemon güç olma atağındaki, diğeri bölgesel hegemon güç olan Rusya ve İran'ın nüfuz alanları daraltmayı ve kırmayı amaçlıyor.
Ortadoğu'da Güçler Korelasyonu
Yeni konjonktürde ekonomik zafiyetlerinin artması, Rusya'yı yıkıcı bir krizle karşı karşıya bırakabilir. Bu durum Rusya'nın özellikle Ortadoğu'da gücünü ve manevra kabiliyetini azaltacaktır.
Ayrıca Ukrayna sorunuyla batıdan kuşatılan Rusya'nın uzun dönem iç sorunlarıyla uğraşması ve küresel politikalarda etkisizleşmesi amaçlanıyor.
Özellikle döviz şokları ve devalüasyonlarla fiyatların artması ve gıdada ithal bağımlılığı önümüzdeki dönemde Rusya'da temel gıda maddelerin bulunmamasına neden olabilir. Büyük sosyal patlamaların önünü açabilecek bu durum, Putin iktidarını sarsabilir. Böylesi bir süreç, Rusya'nın tam anlamıyla içe kapanmasını beraberinde getirir.
ABD'nin hegemonya restorasyonu ataklarına uygun düşen bu ve benzeri (petrol fiyat savaşları, ekonomik yaptırımlar gibi) operasyonların, 2015 yılında artması beklenmelidir. Bu gelişme, bir yanıyla da ABD'nin Ortadoğu'yu yeniden dizayn etme şansı kazanması anlamına gelecektir.
Bu süreçte İran'ın da bölgede etkisizleştirilmesi ve hamle gücünün kırılması, ABD ve bölge gericiliğinin, başta mızrak ucu olan Suudi Arabistan'ın projelerine uygundur. (Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için Rusya'nın bölgede bir başka emperyal güç ve İran'ın yine bir başka gerici güç olduğu vurgulanmalıdır. Bahsedilen, bölgedeki güçler korelasyonuna ve olası değişikliklere ilişkin çözümlemelerdir).
Suriye ve Suriye'deki gelişmeler bu noktada ciddi önem taşıyor. Suriye, Ortadoğu'nun yeniden dizaynının kilitlendiği ülke olarak öne çıkıyor. Rusya ve İran'ın bölgede etkisini zayıflatacak ya da kıracak gelişmeler sistematik yıkım ve katliamlar üzerinden yürütülen “vekâlet savaşları”nda yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır.
Volkan Yaraşır

Hiç yorum yok: