İslam Adına İslam’ı Karalayanlardan Beriyiz!

İslam adına İslam’ı lekelemek, yaşadığımız son sürecin en önemli karakteristiği…
Gülen Hareketi, CIA ve Mossad’a çalışarak hizmet, cemaat gibi ulvi kavramları kirletti. Amerika’nın Ortadoğu’ya dönük planlarında rol aldı. Ortadoğu’daki direnişin kırılması ve özellikle de İran’ın ümmetin gözünden düşürülmesi için ortaya konulan tüm şeytanlaştırma senaryolarında başrolü oynadı. Son olarak da Türkiye operasyonunda organizatör pozisyonunda idi. Amerika’nın isteği doğrultusunda tüm anti-Amerikancı kesimlerin susturulması ya da itibarsızlaştırılması için sayısız komplonun/şantajın/projenin mimarlığını yaptı. “Tevhid-Selam” isimli sanal örgüt de Gülen Hareketi tarafından icat edildi ve kurgulandı. Binlerce insanın birtakım hayali senaryolarla gözaltına alınmasını, sorgulanmasını ve tutuklanmasını sağladılar. Binlerce insanın telefonlarını dinlediler. Kısacası; İslam adına çalıştığını iddia eden bu hareket, İslam’ın karalanmasına yol açacak birçok eyleme imza attı.
Diğer taraftan iktidar partisi, her ne kadar kendini “muhafazakâr- demokrat” olarak tanımlasa da, İslamcı bir kökten geldiği için daima “ılımlı İslamcı” olarak lanse edildi. Ak Parti iktidarında Türkiye uluslararası sermayenin cenneti haline geldi. Paradan para kazanmanın, faizin cazibe merkezi haline geldiği bir süreç normalleşti. Zina suç olmaktan çıktı. Emeğin sömürülmesi amacıyla oluşturulan taşeronluk sistemi bu dönemde yaygınlaştırıldı. Halkın ortak mülkü olan madenler, meralar, sular, ormanlar özelleştirmelerle yandaş firmalara peşkeş çekildi. Yolsuzluk, rüşvet gibi gayri ahlaki uygulamalar sıradanlaştı. Maddi ve manevi bağlamda sadece ve sınırsızca tüketen bir toplum yapısı oluştu. Kısacası; ılımlı İslam ideolojisi ile tanımlanan bu iktidar, yaptıkları ile İslam’ı ihya etmek yerine, İslam’ı lekelemek gibi bir görüntü arz etti.
Pakistan’da yaşanan son kanlı baskın, İslam adına hareket ettiklerini söyleyenlerin İslam’a ne denli zarar verebileceğinin en somut örneği oldu. Pakistan Taliban’ı kendilerine dönük operasyonlara cevap olarak bir okulu bastı ve yaşları 9-16 arasındaki çocukların çoğunluğu oluşturduğu 148 kişiyi katletti. Vehhabi-Harici sentezi bakış açıları ile kendilerinden olmayan herkesi hedefe yerleştirebilen bu ve benzeri yapılar, maalesef kendilerini İslam ile tarif ediyorlar.
Irak ve Suriye’de IŞİD, Nijerya’da Boko Haram, Somali’de El-Şebab gibi örgütler de aynı mantalite ile katliam yapmaya devam ediyorlar. Bu örgütlerin hiçbiri haksız yere adam öldürüp öldürmediklerini sorgulamıyorlar. Tamamı kendi katliamlarını meşru olarak görüyorlar.
Allah(c.c.) Kur’an-ı Kerim’de Maide Suresi’nde şöyle buyuruyor: “Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesad çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de birisinin hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Bu ayet-i kerime, bize İslam kisvesi altındaki söz konusu canilerin ne denli ağır bir suç işlediklerini ortaya koymaktadır.
Biz Adalet ve Özgürlükler Platformu olarak şunu açıkça deklare ediyoruz: İslam’ı kullanarak, İslam kisvesi altında İslam’a aykırı eylemler gerçekleştiren tüm örgütlerden, tüm sivil toplum kuruluşlarından, tüm siyasi organizasyonlardan beriyiz. Bu yapıların en büyük zararı İslam dinine ve İslam ümmetine verdiğine inanıyoruz. Tevhid-adalet çizgisindeki İslamî mücadelemizi sadece ve sadece Kur’an ve sahih sünnet çerçevesinde yürütme azmimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Hiç yorum yok: