Emperyalizmle Mücadele Etmek

Sosyalist ve komünist arasındaki fark nedir? Devrimci mesajı sınıf içerisinde yaydıkça karşılaştığımız bir soru bu. Yazar Sherwood Anderson’ın dediği biçimiyle, “Komünistler dediğini yapan insanlardır.”
Evet, ne diyorsak, onu yapmak niyetindeyiz. Kâr sisteminin yarattığı açlık, sefalet ve evsizlikten arınmış sınıfsız bir toplum vizyonumuzu gerçek kılma konusunda gayet ciddiyiz. Bizim amacımız, bu toplumu parçalamak ve onun yerine tümüyle farklı bir toplum kurmak.
Sıklıkla, sınandığımız belirli tarihsel momentlere tanık oluruz. Bu momentlerde dediğini yapan insanlar olduğumuzu kanıtlamak zorunda kalırız. Böylesi bir moment yüz yıl önce yaşandı. Bugün olduğu gibi o gün de dünya, savaş ve militarizmden kâr temin eden bir grup milyarder tekelcinin idaresi altındaydı.
Emperyalist Savaş: Devrimciler İçin Bir Sınav
Kârların nasıl bölüşüleceğine karar vermek için bu milyarderlerin başlattığı I. Dünya Savaşı esnasında birçok sosyalist parti ve “Marksist”, sendika liderleri, aydınlar ve akademisyenler savaşın safını tuttu. Onlar, bu milyarderlerin bayraklarını salladılar ve katastrofik emperyalist savaşa karşı çıkmadılar. Milyonlarca işçi ölüme gönderildi.
ABD’de Eugene Debs, Almanya’da Rosa Luxemburg ve Clara Zetkin ve Rusya’da Lenin ve Bolşevikler, savaşa karşı tavır alma konusunda yalnız kaldılar. Sonrasında Lenin Bolşeviklere “kendinize sosyalist ya da sosyal demokrat demeyin” dedi, bu sayede onların kafası emperyalist savaşı destekleyenlerle ilgili olarak asla karışmadı. Bunun yerine Lenin, Bolşeviklere ayrı bir politik eğilim olduklarını göstermeleri için “kendinizi komünist parti olarak ilân edin” dedi.
Bolşevikler gibi İşçilerin Dünyası Partisi de komünist bir parti. Lenin gibi biz de efendilerin bayraklarını sallamayacağız, işçileri ölüme gönderirken sevinç naraları atmayacağız. Biz, bir ülkeye saldırdıklarında, savaş çıkartan o güçlerin, milyarderlerin yanına asla dizilmeyeceğiz.
Biz, sadece savaş karşıtı değiliz, ayrıca bu süreçte tarafsız da kalmayacağız. ABD emperyalizmine ve İsrail’in Siyonist yerleşimci rejimine karşı çıkmakla kalmayacağız ayrıca hangi taktiklere başvurursa başvursun, ona karşı mücadele eden Filistinlilerin haklarını da müdafaa edeceğiz. Biz, İran İslam Cumhuriyeti’nin barışçıl amaçlı nükleer enerji kullanma ve ekonomisini geliştirme hakkını destekleyeceğiz. Doğu Ukrayna’daki halkın özsavunma milisleri kurma ve kim destek veriyorsa ondan destek alma hakkını destekleyeceğiz. Biz, sosyalist Kuzey Kore’nin nükleer silâhlar geliştirme ve kendisini koruma hakkını destekleyeceğiz.
Biz, ayrıca Ferguson’daki mazlum gençliğin, polis terörünü durdurma noktasında yapılmasını gerekli gördükleri şeyleri kararlaştırma hakkını da destekliyoruz. Biz ABD’deki yasadışı sınırların dışındaki direniş güçlerine de koşulsuz destek sunuyoruz.
Kendi “Öldürücü Silâhlar”ımızı Yapmak
Marksizm-Leninizm, ideal toplumla ilgili düşler gören ütopik bir öğreti değildir. O devrim bilimidir ve dünyayı çelişkilerle yüklü bir yer olarak görür. Marksizm-Leninizm, açığa çıkan mücadeleler dâhilinde saf tutmayı ve toplumsal ilerleme güçlerini gericiliğin ve zulmün eski nizamına karşı ileri itmeyi içerir.
Bugün zalim nizamın adı, emperyalizmdir. Küçük bir grup tekelci ve bankacı dünya ekonomisini kontrol etmekte, kârlarını korumak için şiddete başvurmakta, karşı çıkanları bastırmaktadır. Kendi kârlarını korumak ve sistemi sağlam tutmak için emperyalistler ellerinde insansız hava araçları, tanklar, savaş uçakları ve güdümlü füzeler bulundurmaktadır.
Emperyalizm yanlısı basın ise ellerindeki en öldürücü silâhtır. Emperyalistler, Ukrayna’daki seçimle işbaşına gelen hükümeti deviren Neonazi ordusuna para desteği sağladığında medya, milyonlarca insanı bu desteğin “Rusların saldırganlığı” ile ilgili olduğuna ikna etmiştir.
Hong Kong’da emperyalizm ve Wall Street yanlısı küçük bir zengin öğrenci grubu, komünist parti devrildiğinde Çin’in bir Disneyland olabileceği konusunda hayale kapılmıştır. Çin’deki işçi sınıfının ekseriyeti ise onlara karşı çıkmıştır. Ancak ABD, birçok insanı yaşanan isyanın demokrasi için verilen haklı bir mücadele olduğuna ikna etmiştir.
Milyar dolarlık emperyalist megafonlarla mücadele etmek için bizim de elimizde kendi medyamız mevcuttur: Workers World [İşçilerin Dünyası] gazetesi ve Red Flag [Kızıl Bayrak], ayrıca Fight Imperialism, Stand Together [Emperyalizmle Savaş, Birlik Ol] dergisi. Dahası, kendi görüşlerini takdim eden, mazlum ülkelerden gelen daha çok sayıda medya imkânı mevcuttur.
İşçilerin Dünyası bazı ülkeleri neden eleştirmiyor? Çünkü basın öldürücü bir silâhtır ve biz emperyalistler korosuna katmayacağız sesimizi. Patronların savaş ve yıkım çığlıklarını asla yankılandırmayacağız.
Devrimci bir hareket inşa etmek istiyoruz. Biz Wall Street’e karşı mücadele edenlerle, Müslümanlarla, seküler milliyetçilerle, Bolivarcılarla, anarşistlerle ve tüm direniş güçleriyle ittifaklar kurmak istiyoruz. Biz, gerçek düşmanın kim olduğunu biliyoruz ve yapacağımız işi tam da imparatorluğun merkezinde yapacağız.
Yeni Bir Dünya Savaşı Tehlikesi
Emperyalizm asla gelişmeye yol açmaz. O, tüm dünya genelinde halkları sefalete sürükler.
Rusya bugün kapitalist bir ülkedir, Çin ise devrimci geçmişinden uzaklaşmıştır, her iki ülke de sosyalist gelişme sayesinde bugünlere gelmiştir, bu gelişme onları sefaletten kurtarmıştır. 1917 ve 1949 devrimleri sayesinde Rusya ve Çin küresel piyasalarda büyük oyuncular olarak yükselme imkânı bulmuştur.
Wall Street emperyalistleri, Londra Borsası’ndaki suçlular ve batılı banka kartelleri dünya üzerindeki kontrollerini yitirmektedirler. Onların yegâne umudu, yeniden bir savaş çıkartmaktır.
Eğer ABD yeni bir dünya savaşı çıkartacak olursa, içi polis dolu okullara giden ve kısa süreli, düşük ücretli işlerle yüzleşen milyonlarca genç, Wall Street’in çıkartacağı bu savaşa gönderilecektir.
Devrimci Görevimiz
Bu yaşanırsa, biz ne yapacağız? Bizim görevimiz, yeni nesle, öğrencilerin sırtlarına borç yükünü bindirenin Çin halkı olmadığını, okullarımıza polisleri dolduranın Ruslar olmadığını, iyi ücretler ödenen işleri mahvedenin İranlılar veya Venezüellalılar olmadığını söylemektir. Eğer III. Dünya Savaşı patlak verirse, ABD işçileri silâhlarını bu yana çevirmeli, savaşı çıkartanlara karşı savaş açmalıdırlar.
Güçlü bir devrimci partiyle bu ülke gençliği, yıkımdan ve felaketten tüm insanlığı kurtaracak nesil olma potansiyelini elde edecektir. Bu, fedakârlıklarda bulunma konusunda, korkusuz, cesur ve istekli olmayı gerektirecektir.
ABD gerici bir yerdir ama bu toplum hâlâ Harriet Tubman, John Brown, Paul Robeson ve Andy Stapp gibi büyük devrimcileri doğuran bir toplumdur.
Halkın mücadelesinde bir sonraki bölüm yazılmayı beklemektedir. Vakit ileri doğru adım atma, sınıfa direniş mesajını taşıma ve devrim bayrağını yüksekte tutma vaktidir.
Calep T. Maupin

Hiç yorum yok: