Bu Gidiş Nereye?

Batı paradigması altında şekillenen Müslüman zihni karmaşık duygular içinde ne yapacağını nasıl yapacağını bilemez şekilde Batı'dan esen rüzgârla bir oraya bir buraya savrulup durmaktadır.
Doğrusal tarih anlayışı ile ithal ideolojik düşüncelerle beslenen Müslümanların bu paradigmadan kurtulması önceliklidir.
Zihinlerimiz, kapitalizmin emperyal saldırısı altında inim inim inlemektedir. Sömürgeleştirilmiş düşünceler ile İslâm'ı sekülerleştirme gayretleri olanca hızıyla devam etmektedir.
Akıllarını putlaştıran sömürgeci Batı'nın gelişmesini sanayileşmeye bağlayan kalkınmacı aydınlarımız ve siyasetçilerimiz taklitçilik yaparak üretim modellerini değiştirdiler. Sanayileşmeyi ve kalkınmayı temel hedef olarak belirleyip emeği sermayeye köle yaptılar.
Böylece küresel kapitalizme eklemlenme kolaycılığını tercih ettiler. Maddi terakki ile maneviyatın sentezlenebileceği düşüncesi maneviyatın kutsiliğine çok büyük zarar verdi.
Geleneksel fıkhın yeniden yorumlanmasıyla sermayenin önü açılmaya çalışıldı. Kalkınmanın önündeki her şey eski olarak addedilip kötü gözle bakılması sağlandı.
Sonuçta itibarlar maddileştirildi. Konformizm ve kariyerizm uğruna ahlâki olan geriye itildi. Kutsal bir dava uğruna mücadele veriliyor algısı ile modernizm İslâm dairesi içinde yorumlandı. Vahşiliklerin iyileştirilmesi olarak sunulan itirazlarda İslâm'ın kurban edildiği görülemedi.
Varoluş kaygımız ahireti unutmamızla sonuçlandı. Dünyaya daldıkça daldık. Zalimle mücadele başlığı altında adam kayırmacılıklara göz yumuldu. Sistemi içerden fethetmeye çalışırken sistemin zorbalıkları içerde yeniden üretildi.
Bilerek veya bilmeyerek düzenin devamlılığı her defasında farklı biçimlerde organize edildi. Yaldızlı sözlerle, renkli çerçeveler ile önümüze konulan modernitenin ambalajına kolay kandık.
Güneşimizi kapattık, rüzgârımızı kestik, toprağımızı kaybettik. Allah'ın bize sunduğu nimetleri teker teker yok ederek sanayi ve teknoloji putunun peşinden koşmaya devam ettik.
Cemaatken kitleye dönüştük. Bireyselleşirken ailemizi kaybettik. Rüzgârın yönüne göre şekil aldık. Uzlaşmacılığımızla ilkelerimizi kaybettik.
Ve şimdi soruyoruz: Fe eyne tezhebûn? (Bu gidiş nereye?)

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Eline Sağlık Arkadaş
Aslında Sanayi ve teknolojinin her birinin tek başına bir zararları yoktur.
Asıl Put ; kazanma hırsıdır.Ama Sanayi ve Teknoloji Kazanma Hırsının ve bu hırsın ölçüsü olan Paranın hizmetine sokulunca, yazdığınız gibi kendileri de bu Put'un birer tekerleği olarak, birer parçası olabiliyorlar.

Bir bilim insanı, bir buluş yaptığı zaman birileri bu buluşun üzerinden yükselsin, birileri de bu buluşun altında ezilsin diye çalışmıyor.

Kesindir ki bir bilim insanının beklentisi, tüm insanlığa bir kolaylığı sağlama amacıdır. Ama birileri kalkar bunu ticarete dönüştürür.
İşte bu nedenle o buluş iğfal edilir.. İlk olarak onu kazanma hırsına dönüştürmüş olan kendi sahibine yönelir. Kendi sahibinde bir 'Karakter Aşınması' yapar.
Sonra çevreye dağılır zararlı bir mikrop gibi..
Doğayı bozar iğfal eder. Hayvanlara bulaşır insanlara bulaşır. Bir Duman olarak yükselir temiz havayı dahi Paralı hale getirir. Vs.
Bunu sağlayanların Allah'a nasıl hesap verecekleri de belli değildir..