2015 Bütçesi: Polis Devleti ve Sistematik Sosyal Yıkım

2015 bütçe tasarısı görüşmeleri TBMM'de başladı. Tasarı, TC'nin yeni yönelimlerini çıplak bir biçimde ortaya koyuyor. Ekonomik durgunluk, büyüme oranındaki düşme ve kronik bir hale dönüşmüş işsizlik koşullarında hazırlanan bütçe, finans kapitalin 2015'teki stratejik yönelimlerini gösteriyor.
473 milyar TL tutarındaki merkezî yönetim bütçesi iki ana eksenden oluşuyor. Birincisi, askerî ve güvenlik harcamaları bütçenin temel kalemlerinden biri olurken; ikincisi, bütçenin bütün yükü emekçi sınıflara yükleniyor. Savunma ve güvenlik harcamaları, 52 milyar TL olarak belirtiliyor. Geçen yıla göre 2 milyar TL artan bu harcamalara, kayıt altına alınmayan giderler ve Başbakanlık inisiyatifinde olan örtülü ödenek dâhil değil. Ayrıca bu tutarın (bütçenin %11'ini oluşturuyor), büyük bir kısmının Emniyet Müdürlüğü'ne ayrılması dikkat çekiyor. Bu durum, polisin yeniden yapılandırılması ve TC'nin hızla bir polis devletine dönüşmesinin emareleri olarak değerlendirilebilir.
Bunun yanında emekçiler için yasal bir soygun olan vergi rejimi değişmiyor. Emekçiler, dolaylı ya da dolaysız vergi cenderesi içinde ezilmeye devam ediyor. 2015 yılında vergi gelirlerinin %11 oranında artırılması hesaplanmış. Vergi gelirlerinin %65'inin ücretlilerden sağlandığı düşünülürse, çalışanların yaşam standartlarında ciddi düşüşlerin görülmesi kaçınılmazdır.
Finans Kapitale Olağanüstü Kaynak Transferleri ve Teşvikler
İşçi sınıfı için yaşamsal önemde olan asgari ücretin, insanca bir yaşam standardına yükseltilmesi yönünde hiçbir projeksiyonun yapılmadığı, kamu emekçilerinin en temel sosyal haklarının ve sendikal taleplerinin gözardı edildiği bütçede; yeni özelleştirmelerle, kamuda yeni istihdam rejimi ve kamusal yatırımların azaltılmasıyla sosyal yıkım programları derinleştiriliyor.
Sermayeye çeşitli teşvikler üzerinden yapılan kaynak transferleri yanında, vergi afları ve vergi indirimleriyle ciddi avantajlar sağlanıyor. Hatta bazı sermaye gruplarının (AKP iktidarına yakın holdinglerin) vergi borçlarının silinmesi gündemdedir.
Bütçede radikal özelleştirmelerin devam edeceği ve özel sektöre kaynak transferlerinin sağlanacağı belirtiliyor. Bunun yanında, kamuda istihdamın daraltılması ve kamu kaynaklarının tahribi ve piyasaya açılması yönünde düzenlemeler yapılacağı ortadadır. Başta elektrik ve doğalgaza ve temel tüketim mallarına yapılacak zamlarla emekçilerin ellerindeki son kuruşlara göz dikildiği anlaşılıyor.
Bütçede mali disiplin adında sağlık ve sosyal güvenliğin sistematik tasfiyesi yönünde adımlar atılıyor. Eğitimin piyasalaştırılması derinleştiriliyor.
Yıkıcı Emek Rejimi ve Sürekli Sosyal Yıkım
Bütçe, neo-liberal programın kesintisiz ve "radikal" bir şekilde hayata geçirilmesindeki ısrarı dışavuruyor.
Çalışma Bakanlığı'nın bütçesinin geçen yıla göre 2 milyar TL azaltılması, 30.6 milyar TL'ye indirilmesi şöyle okunabilir: İş cinayetleri hızla artacak ve bu yönde hiçbir yapısal önlem alınmayacak. Bu durum Soma, Torun Center, Ermenek katliamlarının devam edeceğini ve yıkıcı çalışma rejiminin; sistematik güvencesizleştirme, taşeronlaşma ve esnekleştirmenin derinleşeceğini gösteriyor. Diyanete ayrılan 5 milyar 743 milyon TL'lik bütçeyle "hayırsever"/"cemaatçi" kapitalizmin ihtiyaç duyduğu ideolojik hamlelerin etkili bir şekilde sürdürüleceği ortadadır.
Türkiye ekonomisinin çok vektörlü bir kırılganlık içine girdiği koşullarda, 2015 yılı son derece riskli bir yıl olacak. Ortadoğu'da agresyon politikaları izleyen TC, yıkıcı emek rejimiyle işçi sınıfını köleleştirmeyi ve atomize etmeyi amaçlıyor. Bu yönde içeride polis devletine dönüşüyor, dışarıda ise bölgesel karşı devrimci güç gibi konumlanıyor.
2015 yılı bütçesi, AKP iktidarının sınıfsal tercihlerini gösteren bir metin olarak değerlendirilebilir. Bütçe bir savaş bütçesi mahiyeti taşıyor. Aynı zamanda içeride polis devletinin inşasını içeriyor. Ayrıca bütçe, finans kapitale pervasızca, inanılmaz olanaklar sunan bir ekonomik ve siyasî metin olarak dikkat çekiyor. Bunun işçi sınıfı ve emekçiler için anlamı kronik yoksulluk, sistematik güvencesizleştirme, mülksüzleştirme, taşeronlaştırma, esnekleştirme, sendikasızlaştırmadır. Kısacası sürekli sosyal yıkım programı devam ediyor. 2015 bütçesi, bu anlamda bir yol haritası işlevi görüyor.
Volkan Yaraşır

Hiç yorum yok: