Modern Toplumun Üç Putu

Modern toplumun üç putu: Kentleşme, konut, otomobil. Tüm kölelikler bu putlardan doğuyor. Bir toplum kentleşme dışında bir seçeneği tartışamıyor ise, kentleşme o toplumun putu olmuş demektir. Bugün kentleşmeye eleştiri getirdiğinizde neredeyse vatan hainliğine varacak suçlamalarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Kentleşme kalkınmanın, gelişmenin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla siz kentin büyütülmesine, nüfusun kentlerde yoğunlaşıp rant sağlanmasına, kentin büyütülmesinden dolayı mesafeler uzayıp metro, metrobüs gibi toplu taşıma projelerinin yapımı için doğaya zarar verildiğini söylerseniz, ülkenizin kalkınmasını istemiyorsunuz demektir. Bu, modernleşmeden kaynaklı bir algı yönetimidir. Tüm bu dev olarak sunulan projelerin medeniyet ile ilgisi yoktur. Batı kentinden İslâm şehirlerine geçiş imkânsız değildir. Batı modernizminin perspektifinden kurtulmanız durumunda bu mümkündür.
Modern toplumun ikinci putu olarak konutları görüyorum. Konutlar, bir sınıf, statü göstergesi olarak algılanmaktadır bugün. Bir insanının konut sahibi olması için ömrünün neredeyse tamamını borç ödeyerek geçirmek zorunda kalması modern köleliktir. Konut sahibi olmayanlara ise başarısız olarak bakılmaktadır. Toplumda saygınlığın bir ölçütü olarak konut sahibi olmak, yani modern kölelik (ömür boyu borç) kabul ediliyorsa, bu toplumun kabloları yanlış bağlanmış demektir. Batı tipi konutlardan evlere geçmek de imkânsız değildir. Modern toplumun dayattığı konut anlayışından kurtulmanız halinde bu mümkündür.
Modern toplumun üçüncü putu otomobildir. Otomobilleşmeyi eleştirmek de bugün garip karşılanmaktadır. Oysa ki bir insanın ayağını kullanarak ihtiyaç duyduğu yerlere gitmeye hakkı vardır. Batı tipi kentleşme anlayışından mekânlar arasındaki mesafeler artırıldığı için araç kullanmaksızın bir yere gitmek düşünülemez olmuştur. Bir insan sabah okula, işe, hastaneye gitmek için arabaya, otobüse, metroya, metrobüse binmek dışında bir yol bulamıyorsa, o toplum zihinsel işgal altında demektir. Her doğan çocuğun otomobille buluşması ulaşımda araç kullanımını neredeyse bir inanç olarak kabul etmelerine neden olmaktadır. Bir toplumda bir öğrenci okula giderken, bir memur işe giderken araba kullanmak zorunda kalıyorsa (bu araç kredisi ve petrol tüketimini zorunlu kılar) veya toplu taşımaya ücret ödemek zorunda kalıyorsa, bu toplumda insanlar hür değildir demektir. Böyle bir toplumda makine insanın adeta vücudunun bir parçası haline gelmiştir. Üstelik otomobil de konut sahibi olmak gibi bir statü göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu da toplumun zihin kodlarının değiştiğini göstermektedir. İnsan otomobilleşmeden ayaklarını kullanarak kurtulabilir. Bu, imkânsız değildir. Yürümek insanın bedeninin farkına varmasını ve yaratanın varlığını yakından hissetmesini sağlar. Modern toplumun otomobil dayatmasından yürümeye dönerek kurtulabiliriz.
Hz. Musa (as) da Hz. Muhammed (asv) de kavimlerini kapitalist kentlerden şehirlere hicret ederek kurtarmıştır. Hz. Muhammed (asv) hicret ettiği şehirde medeniyet kurmuştur. Kentte medeniyet yoktur. Bu gerçeklik modern toplumların kurtuluşunun kentlerden çıkıp şehirler kurmakla mümkün olduğunu göstermektedir.
Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.” (10/87). Ayette bahsedilen evin bugünkü konut olmadığı açıktır. Bugünkü konutlarda namaz kılınması da konut edinme biçiminin fıkha aykırı olmasından dolayı ayetteki ev ile karşılanmasını imkânsız kılar. Borçluluk üreten bir yapıda müminlerin müjdelenmesi mümkün değildir. Üstelik bugünkü kentlerde oturulan konutlardan toplumsal değişimin mümkün olmaması da (konut ediniminin kaynağından dolayı) günümüz konutlarının ev olarak adlandırılmasını engeller.
Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler.” (36/72). Ulaşımda hayvanların binek olarak kullanılması, kapitalist modernitenin rasyonalitisine aykırı olduğu gibi konformist yaşam tarzına da terstir. Oysa ayette bazı hayvanların binek olarak insanların emrine verildiği söylenmektedir. Bugün ulaşımda petrole bağımlı araçların kullanılması tekelci ulaşım endüstrisinin büyütülmesine hizmet etmektedir. Üstelik modern ulaşım araçları için gerekli olan asfalt yollar toprakların yok olması demektir. Her yol yok olan topraktır. Üstelik yok olan topraktaki canlı yaşamıdır. Müslümanların bu türden bir Batı uygarlığını kendi ülkelerinde tatbik etmeleri de İslâm medeniyetinden kopuşlarını göstermektedir. Üstelik günümüzde bu durum hizmet olarak sunulmakta ve siyasetin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır.
Onların yurdu ile, içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolaşın, dedik.” (34/18) Ayeti kerimede yürüyüş mesafesinde konaklarla ayrılan birbirine yakın beldelerden söz edilmektedir. Bugün kentlerin büyütülüp rant oluşturulmasına dayanan siyaset anlayışı finans sermayesi ile ittifak içine girerek sömürünün sebebi durumundadırlar. Yürüyüş mesafesindeki şehirler İslâm medeniyetinin bir parçasıdır. Elmalı Muhammed Hamdi Yazır yukarıdaki ayeti kerimeyi şu şekilde tefsir etmektedir:
“Hem onlarla o mübarek kıldığımız, içlerine bereket verdiğimiz kasabalar arasında, sırt sırta kasabalar yapmıştık. O ‘bereketli kasabalardan maksat, Şam diyarıdır.’ Katade'den rivayet olunduğu üzere, yani sırt sırta bitişik diye tefsir edilmiştir. Ve onlarda, yani o kasabalarda yolculuğu belirli bir miktar üzere tertib ve tanzim etmiştik. Her biri yolcu için birer istasyon ve birer merhale halinde idi; birinden çıkan azık taşımadan ve açıkta yatmadan ve tehlike görmeden diğerine gidebilirdi. Öyle ki O sırt sırta kasabalar içinde geceler ve günlerce emniyet ve asayiş ile gidin gezin, öyle muntazam, öyle emniyetli idi. Demek ki yalnız Sebe' değil, Yemen'den Şam'a kadar Arabistan baştanbaşa böyle bayındırmış ki, bu çok dikkat çekicidir.”
Bugünün her tarafı kameralarla kayıt altına alınan ve yine de güvenli olmayan kentleri karşısında bu ayeti kerimede söz edilen beldeler oldukça ütopik kalmaktadır. Modern toplum kentleşme, konut ve otomobil putlarının kuşatması altındadır. Emeğin sömürülmesi, bankalara kölelik, işsizlik vb. gibi diğer modern toplumun güncel sorunları da bu putların varlığından kaynaklanmaktadır. Kur'an-ı Kerim ve Nebevi mücadeleden hareketle sözü edilen putların yıkılması Müslümanların öncelikli hedefi olmalıdır.
Kaan Yiğenoğlu

Hiç yorum yok: