Kâr Hırsına Kurban Gitmek İstemiyoruz

Eminönü meydanında Yeni Cami’nin o güzel merdivenleri önünde güvercinlerin kanatlarının altında bir nevi bir tiyatro sahnesi kurduk. Dev bir ihalenin imza töreni yapılmaktaydı bugün meydanda. Bir bakan ve bir iş adamı son imzaları atmak üzere oradaydı. Pek bir gururlu, pek bir mağrurlardı.
Tam imzalar atılmış poz verilmek üzere kurulurken bir iş kazası haberi geldi yine. Ölen işçilerden birinin tabutu gelip kondu orta yere.
“Şunu unutmayalım ülkemizde ölen işçiler, güzel ölüyorlar.”
Önce bakan başladı nutka. Milletimizin başı sağ olsundu. Allah’tan gelene başkaldırmak olmazdı. Bu işin fıtratında bu vardı ve kimse acıyı istismar etmesindi. 1700’ler, 1800’lerden örnekler verdi bakan ve gönlümüze su serpen şu bilgiyi ekledi: “Şunu unutmayalım ülkemizde ölen işçiler, güzel ölüyorlar.”
Sayın Bakan sözlerine şöyle devam etti:
“İş kazalarında her gün ortalama 4 kişi ölüyor. 3-4 kişi de sakat kalıyor. İşçi ölümleri artarak katlanıyor diyorlar. Peki, bunu söyleyenlere soruyorum: Yeni Türkiye’de büyüyen ekonomimizi neden görmezden geliyorlar?”
“Ekonomiye canlarımızla can vermeliyiz.”
“Müfettişlerimiz gerekli denetlemeleri eksiksiz bir şekilde yapıyorlar. Çöken madenlere, yıkılan inşaatlara bakın, hepsinin yeterlilik belgelerini bizzat biz verdik.”
“Ekonomiye canlarımızla can vermeliyiz. Şikâyet ederseniz, gün gelir elinizdeki iş imkanlarından da mahrum olursunuz. İşletmeleri kapatırsak bu sefer açlıktan öleceksiniz. Madem hepimiz öleceğiz, bari güzel ölelim.”
Sayın Bakan ölenlerin güzel öldüklerini belirterek içimize su serperken.
“50 kişi araya giriyor. Biz de mağduruz.”
“Girişimcilerimizi, iş adamlarımızı karalarsak, dikta rejimlerinden ne farkımız kalır. Vekillerimizin her biri adeta birer girişimci. Bürokratlar ve girişimciler hep iç içe. Bir firmayı kapatalım diyoruz, 50 kişi araya giriyor. Biz de mağduruz.”
Sayın Bakan’ın günün anlam ve önemine uygun bu güzel konuşmasından sonra pek saygıdeğer iş adamı aldı sözü. İşveren Bey hassas bir insan olduğu için içine girmiş olduğu duygusal çalkantıdan olacak çok daha açık sözlüydü.
“İş bulmuşsun, ekmek bulmuşsun. Daha ne istiyorsun?”
“Memlekette 2,5 milyon işsiz var. Hepsi iş iş diye kapıda bekliyor. Her 10 işçiden 1’i işsiz. Sen iş bulmuşsun, ekmek bulmuşsun. Daha ne istiyorsun? Haline şükret” diyerek söze başladı sayın işveren. İşçilerin yüksek maliyetlerinden bahsetti ve ekledi: “Hepsi siz daha rahat çalışın diye. Ama kadir kıymet bilen nerede?”
Sayın İşveren küreselleşen dünyadan, Çin’deki çalışma koşullarından, global piyasa şartlarından dem vurdu. Kaç kişiye ekmek verdiğini gururla belirtti. Bir aile olduğumuzu, kendisinin de babamız olduğunu bizlere hatırlattı.
Sayın İşveren Bey aslında tüm suçun işçilerde olduğunu ortaya koyarken.
“Bizim işçiler hep cahil, kafaları basmıyor.”
İşveren Bey iş güvenliği uzmanı tutmuş olmasının haklı gururu içerisindeydi. İş sağlığı eğitimlerinden yakındı ve suçun işçilerde olduğunu belirtti: “Zaten ne kadar anlatsan boş. Bizim işçiler hep cahil, kafaları basmıyor. Bin saat eğitim de versen güvenlik önlemlerine uymazlar.”
Yaşam odası, özel korunma kabini güvenlik önlemlerinin kaç para olduklarından haberimiz olup olmadığını sordu. “Boş laf karın doyurmuyor” diye belirtti ve “Zaten ne kazanıyoruz ki, bir de güvenliğe yatıralım” dedi.
“Avukat, dava, tazminat… Kazada en çok mağdur olan biziz”
“Ne kadar güvenlik önlemi alsan da eceli gelmiş, gününü doldurmuş… Bundan sonra ne yapsan boş. O gün işe gelmese, evinde otursa gene ölecek belki kim bilir” diyerek İslam ilimlerine ne kadar vakıf olduğunu gösterdi. “Kaza, cenaze, avukat, dava, tazminat… Kazada en çok mağdur olan biziz” diyerek sözlerine ağlamaklı bir şekilde son verdi.
Bunca söz onuruna dokunmuş olacak ki tabut içinde yatan iş cinayetinde hayatını kaybetmiş rahmetli işçiye can geldi. Tabutundan doğrulup dile geldi:
“Güvencesiz, güvenliksiz çalışan milyonlarca işçiden biriydim.”
“Güvencesiz, güvenliksiz çalışan milyonlarca işçiden biriydim. Taşeron işçiydim. Biz işimizi kaybetmemek için bütün angarya, zor, pis ne kadar iş varsa yaparız. Canımızı tehlikeye atarız. Patronlarımız hep daha çok iş, daha çok kâr peşindedir. Bu yüzden sağlıksız ortamlarda çalışır, ezilir, iş kazaları yaşarız.”
“Maaşlarımızı düzenli vermezlerdi. Eller bayram yaptı bizim içimiz hep kan ağladı. Eller kurban kesti, biz kesemedik. Çocuklarımıza harçlık veremedik. Her darlığın bir de bolluğu olurdu amma olmuyor işte, senelerdir olmadı. Bu patronlar yediler bitirdiler bizi.”
“İnsanca yaşamak istiyorsanız haklarınızı bilin, hakkınızı arayın.”
“Arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. Benden önce her sene iş kazasından ölen 1500 kişi gibi. Artık hiç kimse bu sıkıntıları yaşamasın. Sizler aynı kurumlarda çalışmaya devam edeceksiniz. Sevdiklerinizle onurlu, mutlu bir yaşam sürmek, insanca yaşamak istiyorsanız haklarınızı bilin, hakkınızı arayın. Kendinizi ezdirmeyin.”
“Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere, tüm kurum ve sorumluların yasalarca cezalarının verilmesi en büyük dileğimizdir. Ceza alsınlar ki kimseler tekrar bu hataları yapmasın.”

Hiç yorum yok: