Ethem Sarısülük Partisi ve Belediye Seçimleri

1. Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın, 27 Mayıs’çı Milli Birlik Komitesi’ne yazdığı mektubu 60 yıl sonra yargılamak, buna dudak bükmek, bunu alkışlamak ya da bunu post festum çözümlemelerin konusu haline getirmek iş değildir. Mesele, bugün herkesin icra ettiği ya da icra edilmeye sevk edildiği ya da icra edilmesi salık verilen Fethullahçılık’ta, bu mektubu görüp yargılamaktır.
2. Öznel olarak ‘yerine ne gelirse gelsin, bu hükümeti bir devirelim’ demek Fethullahçılıktır. Buna siyaset kuramı, Marksizm, devrimcilik vs içinde birçok kılıf bulunabillir. Mesele Fethullah’ın ağızlara koyduğu düdüğü çalıp çalmayacağımız meselesidir. Fethullahçıların elinde hükümeti ve Tayyip Erdoğan’ı bir gecede yok edecek ‘malzeme’ olduğu söylenmektedir. Eğer öyleyse, bu ölümü yavaş yavaş gerçekleştirmesi için solcuların ağzına ‘yolsuz hükümet’ sakızını yapıştıranların borazanını öttürüp öttürmeyeceğimiz yerinde bir sorudur.
3. Hükümet ile Fethullah cepheleri birbirine denk güçlermiş de solcular biraz daha abanınca hükümet yıkılacakmış gibi bir düşünce ‘solcu vehmi’dir. Somut durumun somut tahlilinde bu oyunda ‘solcu’ya yer yoktur.
4. Oyunda ‘solcu’ya yer olmadığının en açık kanıtı CHP’nin belediye başkanı adayı tercihleridir. Bu tercihler açıkça CHP’nin başka masalarda, büyük satranç tahtasında, büyük aktörlerle oynamak istediğini, ‘büyük adam’lara zangoçluk yapmak istediğini işaret etmektedir.
5. Kent meselelerinde Halkevleri, parlamento düzleminde TKP, ideolojik olarak da ÖDP’nin CHP’yi tırtıklamaya çalıştığı malumdur. Burada böyle bir tırtıklamanın kendisi kategorik olarak yanlış addedilemez. Ama amaç ve araçları böylesi bir tırtıklama gayretinde uzmanlaşmış olanların CHP’nin belediye adayları tercihinden rahatsız olduğu ve bu adayları açık ya da örtük şekilde destekleme imkânlarının ortadan kalktığı açıktır.
6. CHP’nin solu elinin tersi ile itmesi, solu ‘Sol Cephe’ye savurmaktadır. Bu nedenle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili tartışmalarda, süreci eleştirenler, öznel olarak bu süreci başlatan ve daha önceki seçimlerde de açık bir şekilde CHP lehine çalışma yürüten Halkevleri’ni eleştirse de, eleştirilere en sert cevap ‘Sol Cephe’cilerden gelmektedir. Herkes neyin ne olduğunu çok iyi bilmektedir.
7. Gündelik siyaset düzleminde bir oyun oynandığı açıktır. HE, CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olarak Mansur Yavaş’ı belirlemesinden sonra, TKP, ÖDP ve HDP’yi ortak aday belirleme konusunda örgütlemeye çalışmaktadır (Nesnel olarak bunun örgütleyicisinin Sol Cephe olduğunu söylemiştik). HE’den yapılan ilk açıklama HDP’nin süreçten çekildiği doğrultusundadır. HDP yaptığı bir açıklama ile bunu yalanlamıştır. Öyle anlaşılmaktadır ki Sol Cephe, peşinde seçim çalışması yürütmeyeceği ya da idareten yürüteceği birini aday gösterip, kendi kitlesini ‘sosyalist tutarken’, kitleleri Mansur Yavaş’a sevketme derdindedir. Nihayetinde yerelde Melih Gökçek’in, genelde ise hükümetin düşürülmesi 'acil gündem’dir.
8. CHP kitlesi ile dans etmek isteyen CHP ile dans etmek zorundadır. CHP ile dans etmek isteyen de CHP kitlesi ile dans etmek zorundadır. Sol Cephe’cilik, CHP ve CHP kitlesi ile dans etmek için solun ihtiyaç duyduğu gövdenin yaratılması mesaisidir. Buna azmedenlerin bunun gereklerini yerine getirme çabalarını anlıyor ama yanlış buluyoruz. Bir başka deyişle, bu uğraş meşru ama yanlıştır.
9. Şimdi, bu gündelik siyasetin hay-huyuna takılmadan, meseleyi HDP-Sol Cephe kayıkçı dövüşü dışında tartışmanın maddi zemini nedir?
10. Kanaatimizce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayımız Ethem Sarısülük olmalıdır. Nasıl ki Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Adayımız Abdullah Cömert, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayımız Ali İsmail Korkmaz, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayımız Mehmet Ayvalıtaş, hatta Fadime Ayvalıtaş olmalıysa! Burada tavsiye edilen siyasi hat, sözgelimi bu isimler etrafında bir boykot çalışması örmek de olabilir ya da bu isimlerin temsiliyeti üzerinden pozitif anlamda bir seçim çalışması yürütmek de olabilir. Örneğin İstanbul’da Sırrı Süreyya Önder’in adaylığı etrafında bu kampanya yürütülürken, Ankara’da ya da Eskişehir’de bir boykot kampanyası yürütülebilir.
11. Kısa günün kârı mantığı ile hasada odaklananların geleceği görmeleri mümkün değildir. Kimse, “akşam eve girince”, “buruşuk pardösüsüyle bir babanın kırılgan bir yelpaze olduğunu” görmezse, kimsenin bu babaya ve onun yangısına ve öfkesine örgütlenmesi de mümkün değildir.
İştirakî

Hiç yorum yok: