Tayyip’in de Peruğunu Düşüreceğiz

Gezi Direnişi olaylarında yaşamını yitiren çocukları için, katillerinin yargılanması amacıyla adalet arayan iki anne, “Katillerden korkmuyoruz. Tayyip bizden korksun. Bizim kaybedeceğimiz bir şeyimiz yok. Katillerin peşini bırakmayacağız” dedi.
Sayfi Ana, genç yaşındaki evladını kaybetmenin acısını her zaman yüreğinin derinliklerinde hissedecek. Tıpkı Ethem’in adının yazılı olduğu kolyeyi boynunda taşıdığı gibi, evlat acısı yüreğinin bir köşesinde, yaşadığı sürece hep asılı kalacak.
Gezi Parkı Direnişi sırasında çocukları öldürülen aileler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Aileler, başvuru sırasında Almanya’nın değişik kentlerinde panellere de katıldı.
Biz de Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde, Polis Ahmet Şahbaz tarafından katledilen Ethem Sarısülük’ün annesi Sayfi Sarısülük ve Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ile görüştük.
Oğlunuz Ethem’in katledilmesinin üzerinden 4 ay geçti. Şu anda Avrupa’da adalet arıyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Anlatmak çok zor… Ben 26 yaşında gencecik bir evladımı kaybettim. Ama hemen şunu söyleyeyim ki, Allah Başbakan Tayyip Erdoğan’a öyle bir acı versin ki, bizi anlayabilsin. O bizim çocuklarımızı dışladı. Yüreğim sızlıyor. Bizimki evlat değil mi? Türk vatandaşı değil mi? Bu olay bize çok acı veriyor. Ama Tayyip Erdoğan şundan emin olsun; biz bir tane verdik, bin tane aldık. Ben bir kadın olarak, Türkiye’de adalet olmadığı için yabancı ülkelerde adalet arıyorum. Bundan utansın! Bakın bir bayram geçirdik, oğlumun mezarını ziyaret edemedim. Katillerin yargılanması için buralarda adalet arıyoruz.
İlk gün haberi nasıl aldınız?
Büyük abisi Cem duymuştu. Hepimiz panik olduk. Çocuklarımı aradım, cevap vermediler. Mustafa’ya döndüm aradım, “hastanedeyim, yanımdadır” dedi. Sonra ablası panik olmuş bir şekilde “Anne, Ethem bizim kardeşimiz ya, biz onu hepsinden daha çok seviyorduk, bacağından vurulmuş” dedi. Beni öyle kandırdılar, götürdüler. Oraya gittiğimde, oğlumu öyle gördüğümde kendimden geçmiştim. Resimlere baktıkça sanki oğlum benimle konuşmak istiyor. Ama o konuşamadan gitti. Ben hangisine yanayım? Gençliğine mi? Hayatını yaşayamadığına mı üzüleyim? Ben çocuklarımı babasız büyüttüm. Ona mı yanayım? O’nu yoksulluklar içinde büyüttüm ama O’nu da katil elimden aldı. Bana çok acı veriyor.
O evden çıkmadan önce görüştünüz mü? Nereye gideceği konusunda size bir şey söyledi mi?
Sabah çıkmadan önce görüştüm. Evde banyosunu yaptı, kıyafetini değiştirdi. Bana “Anne birinden alacağım var, onu alıp yarısını sana bırakacağım. Akşama görüşürüz” dedi ve çıktı gitti. Ama Kızılay’a gidinceye kadar hep beni aradı. Benim dişlerim takma olduğu için, “Bir çizgi film vardı, onu bana bir daha anlat anne” dedi ve gülerek gitti. Benim o konuşmam O’nun hoşuna gidiyordu. Bana çok düşkündü, her on dakikada bir beni arardı. Ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Bu acılı haber beni yıktı, Türkiye’yi de yıktı.
Bir polis memuru öldürdü onu. Ancak, ‘mermi sekerek isabet etmiş’ şeklinde iddialar var…
Hayır, resmen hedef alınmış. Benim çocuğum gözü karaydı, korkmazdı. Ama kimsenin canına bir zarar gelmesini de istemezdi. Yarım bir ekmeği olsa, onu komşuyla paylaşmak isterdi. Çocuğumun karşısına dört kişi silâhsız çıksa O’nu yıkamazdı. Katil de, bunu fark ettiği için silâhına sarıldı. O silâhla çocuğumu yıktı.
Ethem’i vuran polisin Riha’ya tayin edildiği ve orada terfi edildiği söyleniyor…
Evet öyle söylüyorlar. Ama o katilin peruğunu mahkemede düşürdüm. Yine düşüreceğim. Tayyip’in de peruğunu düşüreceğim. Bunların peruklarını düşüreceğim. Şimdi çevremde beni takip ettirmek için sivil polis gönderiyor. Ben hiç rahatsız olmuyorum. Onlardan korkmuyorum. Tayyip benden korksun. Benim kaybedeceğim bir şey yok arkamda. Kalan çocuklarımın canı sağolsun, ben korkmayacağım.
Halkın Ethem’e sahip çıktığını düşünüyor musunuz?
Halk, teşekkürle sahip çıkıyor. Bana “yanınızdayız” diyorlar. Sağolsunlar yanımızdalar. Ben bir verdim ama bana bin geldi. Mahkemelerde de yanımızda olurlarsa çok sevinirim. Herkese teşekkür ediyorum.
Ethem’in ölümünden sonra vali ya da hükümet tarafından size bir mesaj geldi mi? Arayıp size başsağlığı mesajları ilettiler mi?
Bizi BDP Milletvekili Gülten Kışanak ve Sırrı Süreyya Önder aradı. Hem hastaneye hem de eve gelerek bizimle ilgilendiler. Başka da Kemal Kılıçdaroğlu aradı. CHP’li milletvekilleri aradı. Ama Tayyip Erdoğan ve MHP’den kimse aramadı. Zaten aramalarını da istemiyorum. Çünkü onlar katil. Ben onlara her zaman katil diyeceğim.
Yüreği yaralı bir annesiniz… Diğer annelere bir çağrınız var mı? Yine devlete yönelik bir mesajınız var mı?
Onlara çağrım var. Diyorum ki, her zaman çocuklarının arkasında olsunlar. Onlara destek versinler.
Devlete de, artık çiçeklerimize ve ağaçlarımızı kıymasınlar diyorum. 7 ağacımıza kıydılar. Bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne getirdim ve asla bu olayın peşini bırakmayacağım. Ben çocuklarıma hem anne hem de baba oldum. Babayla ilişkilerimiz var ama o rahatsız olduğu için katılamıyor. Ama ben çocuklarımla sürekli ilgilendim. Yeri geldi anne oldum, yeri geldi baba oldum.
Son olarak, Ethem’in adı Ankara Yenimahalle’de bir parka verildi. Bu sizde nasıl bir duygu uyandırdı?
Evet onun adı bir parka verildi. İçim yanıyor, yüreğim kanıyor ama bundan dolayı çok duygulandım. Oğlum yaşıyor...
‘Bu haksızlığın peşini bırakmayacağız’
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği birinci sınıf öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Gezi Parkı Direnişi’nde yaşamını yitiren beşinci kişi olarak kayıtlara geçti. Eskişehir’de gösterilerden sonra sivil faşistler ve polis tarafından feci şekilde dövüldü ve 38 gün sonra hayata gözlerini yumdu. Anne, Emel Korkmaz “Oğlum daha özgür bir dünya ve daha özgür bir yurt için yaşamını yitirdi” diyor.
Oğlunuzun mücadelesi hakkında ne diyeceksiniz?
Duygu ve düşüncemi anlatmam gerçekten çok zor. Acımız çok büyük. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın. Bunu sadece yaşayanlar bilir. O yanlış hiçbir şey yapmadı. Yanlışa dur demek için, daha özgür bir dünya, daha özgür yurt için gitti.
Oğlunuzun darp edilerek ölümüne sebep oldular. Siz en son ne zaman oğlunuzla görüştünüz?
O gün internet üzerinde görüntülü görüştüm. Hatta uzun konuşamadık çünkü ‘Anneciğim biz yeni bir eve taşınacağız uzun konuşmayalım. Kontrat imzalamaya gideceğim, adamı bekletmeyelim’ dedi. Saat 09:30 gibiydi. Oğlum yeni eve taşınmak ve imzalamak için dışarı çıktı. Maalesef eşyaları yeni eve geçti ama kendisi geçemedi. O ev sadece kontratta kaldı. İmzayı attıktan sonra eve giderken gençlerin toplandığını gördü. Herkes katıldı. Diğer çocuklar da, kardeşlerim de katıldı. Ben katıldı diye yargılamadım Ali İsmail’i… Zalimce, canice döverek, vicdansızca katlettiler çocuğumu. En acı verici şekilde öldürdüler oğlumu. 19 yaşındaki bir çocuk 8 kişi tarafından darp edildi ama ülkeyi yönetenler bir kişiyi yargılamak istiyor. O ve diğerleri, fırıncılar oğlumun yolunu kesti. Onlar da bu katliama sebep oldu. Neden halen bir kişinin üstüne yüklemeye çalışıyorlar? Ben halen bunu anlamış değilim. Bu ülkeyi yönetenlerin başına böyle bir şey gelseydi aynı şeyleri mi söylerlerdi? Bir baba olarak ya da Allah’ın bir kulu olarak bunu mu yaparlardı bu koskoca insanlar? Oğlum 1.60-65 boyunda. 60 kilo var ya da yok. Benim çocuğum 19 yaşında. Ona ben bir tokat bile vurmadım. Onların elleri nasıl kalkar? Nasıl ona öyle zalimce vurdular? Bunu halen anlamıyorum? İnsanlığın neresinde böyle bir şey var bilemiyorum. Bu olayın adını koyamıyorum.
Eskişehir Valisi; ‘Polis yapmadı, kendi arkadaşları vurdu, polisin üzerine attılar’ şeklinde açıklama yapmıştı. Bu savunmayı nasıl yorumluyorsunuz?
Bunu ne zaman iddia etti? Benim oğlum 38 gün yaşama tutundu, direndi. O kadar ağır darp edilmişti ki, o darbelerin altından kalkamadı. 38 gün sonra gözlerini hayata açamadı. Oğlum gözlerini hayata yumduktan sonra mı bu açıklamayı yapıyor Vali bey?!. Mademki arkadaşları tarafından dövüldü, neden ilk günlerde bu açıklamayı yapmadı? Neden oğlum gözlerini hayata yumduktan sonra? Zaten biz olayı duyduktan beri bizim hayatımız mahvoldu. O hastaneye gittiğimizde oğlumun acılar içerisinde kıvranmasını gördüğümüzde yıkıldık. Vali, nasıl ve hangi vicdanla 38 gün sonra bu açıklamayı yapabiliyor? ‘Benim polisim yapmaz, arkadaşların yaptı’ demesini neye dayandırıyor, neye göre söylüyor, anlamış değiliz.
Mahkeme, kalp ameliyatı geçirmesinden dolayı ve ölümün bundan kaynaklanabileceği yönünde bir araştırma istemiş...
Ali İsmail’in hiç bir zaman kalp sorunu yoktu. Kalp ameliyatı olmuştu, doğru. Coumadin adlı kan sulandırıcı ilâç kullanıyordu. Ama neden bu insan beyin kanaması geçirdi? Oğlum yolda yürürken düşüp de beyin kanaması geçirip ölmedi. Onların darp etmesinden dolayı oğlum ölmüştür. 5 yıl önce oğlum kalp ameliyatı oldu ve kendisini çok iyi toparladı. Ölmeden önce o videolar çekilmişti. Tüm dünya fotoğraflarını gördü. Oğlum dimdik ayaktaydı ve çok sağlıklıydı. Zaten, Ali İsmail hiç hastalığını kabul etmiyordu. ‘Ben çok iyiyim’ diyordu. Böyle bu tür bahanelerle geçiştirmeye çalışmasınlar.
Türkiye’deki yargıya neden güvenmiyorsunuz da AİHM’e başvuruyorsunuz?
8 kişinin yaptığı olay bir kişiye mal ediliyor. Polis nedir? Bizim bildiğimiz polis, başımıza bir şey geldiğinde bizi savunan ve yardımımıza koşabilen, koruyucu kişidir. Ama tam tersi oluyor? Polisler oğlumu döverek ölümüne sebebiyet verdi. Halen o 3 polis görev başında. Böyle bir şey olabilir mi? Ben onlara evlat acısı görsünler demiyorum. Bakın, bütün dünya ‘Onlar da bizi anlamaları için evlat acısı yaşasın’ der. Benim oğlum bir karıncayı dahi incitmeyen biriydi. Ben, Allah’ın adaletine inanan biriyim. Biz Müslümanız diyerek Müslümanlığı kullanmasınlar.
Hükümet yetkililerinden başsağlığı mesajı aldınız mı?
Hiç kimse aramadı. Sadullah Ergin Adalet Bakanı bizim oralı. Gerçekten kendini bir Hataylı olarak görseydi, bunun üzerinde dururdu. Adaletin yerine gelmesine sağlardı. Bizim evimize avukat sıfatıyla geldi. ‘Ben Adalet Bakanı sıfatıyla geldim’ demedi.
Ayrımcılık olduğunu hissediyor musunuz?
Var tabii canım kardeşim… Onların tarafından birilerinin başına böyle bir şey gelseydi, böyle mi olurdu? Tabii ki ayrımcılık var. Bizim için ne bayram kaldı, ne de bir şeyin tadı. Ama bu haksızlığı peşini bırakmayacağız.
Özcan Bozoğlu
Ludwigsburg

Hiç yorum yok: