İslamcılık İslamcıları Dışlıyor

Sezai Karakoç’un hükümeti tenkidi akabinde yapılan terbiyesizlikleri görünce Karakoç’un evvel beri uysallığından hiç hoşlanmasam da son derece üzüldüm. “Sezai Karakoç gibi büyük bir şairin iktidar âşığı çoluk çocuk tarafından alaya alınması olacak şey değil” diye düşünüyor insan, ama İsmet Özel’e 70′lerin sonundan beri yapılan terbiyesizliklerin yanında bunlar şaka sayılır. Yine de, izleyeni şoka sokacak derecede tutarsız ve kin, ihtiras dolu ithamlarıyla olayların merkezine kendini koyan Hakan Albayrak’ın şeyh uçmaz mürit uçurur kabilinden savunulduğu bugün; sakin, tutarlı, analize dayalı, atıp tutmayan sözler sarf etmiş olan Sezai Karakoç’a yapılan saldırıları (Helvadan Putlar başlıklı malum yazımda Karakoç meftunluğunu tenkit etmiş biri olarak söylüyorum) hatırlamak beni artık “İslamcılık İslamcıları tard ediyor” diye düşünmeye sevk etti. Sezai Karakoç, İsmet Özel gibi adamlar açıktan tenkit etmedikleri dâhil olmak üzere, hiçbir parti hele iktidarın maşası durumuna düşmediler. İslamcılıkları buydu bu adamların.
Bunun nedenini, İslamcılığın İslamcıları, yani kurumlaşmış, muktedir hâle gelmiş, iktidara yanaşmış İslamcıların şemsiyenin dışında duran bireysel nefer İslamcıları tard etmesinin nedenini biliyorum. Bunlar gördüler ki iktidarlarını bugüne kadarki İslamcıların emeklerine borçlu değiller. Kime, nereye, neye borçlu olduklarını kendileri daha iyi biliyor. Kimle hangi zamanda görüştüklerinin tam dökümüne sahip olsaydık, yani gizli görüşmelerini açık seçik bilseydik biz de netlikle söyleyebilirdik. Söyleyebileceğimiz, bunların İslamcılardan, yazarlardan, düşünürlerden ve elbette halktan gelen İslamcılardan ve halkın kendinden çok, bizce bazısı malum, çoğu na-malum başkalarıyla, profesyonellerle görüştükleridir. Her hafta İstanbul ABD Başkonsolosluğu’ndan brifing alan İslamcı örgütler bunu kütle önünde itiraf etmezler; biz bildiğimiz için bizden saklayamazlar, ama bize de normal bir durummuş gibi konuşup itiraz ve şüphelerimize hayretle karşılık verirler.
Daha karmaşık ilişkilere gelince, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yönlendirilen İslamcıların durumu mesela, ben bu konuda sadece böyle bir şeyin olduğunu söyleyebilirim. Bunun sonuçlarını yüksek rating alan TV ve gazete beyanatlarında ve atışmalarda görebilirsiniz. Adamlar Türkiye’yi bırak dünyayı çekip çevirdiklerine, başkalarının kuklası olduklarını inkâr ile elbette, inanmışlar; dönüp de İslamcılığı İslamcılık yapmış olan emekçi düşünürleri, yazarları, halkı mı selamlayacaklar?
İktidar maşası İslamcıların durumu ağacı budamak için yanaştırılmış merdiveni ağacın kendi zannetmeleri. Yarın güçler bunlardan desteğini çektiği zaman ANAP maşalarına dönecekler. İşin ilginç tarafı, ANAP maşası aydınlar, İslamcılardan bin kat daha fazla nefret eder olmuşlardı, altlarındaki uçan halı güçler tarafından çekilip alındıktan sonra. Neden? Çünkü İslamcılar maddî menfaat kazanmadıkları hâlde yollarına devam ediyorlardı ve maşa durumuna düşmedikleri için ahlâken marazlanmamışlardı. Hem davayı satmıyorsun hem de düşmüyorsun… İktidar maşaları İslamcı na-muktedir aydınlardan bu yüzden nefret ettiler.
Bugünküler de yakın gelecekte hatta şimdi Sezai Karakoç, İsmet Özel gibi ruhunu şeytana satmamış aydınlardan nefret ediyorlar. Hem ruhunu şeytana satmıyorsun hem de benim başıma gelen pislikler senin başına gelmiyor. Bunun için şunu derim: Siz sattınız ve karşılığı da size satıldı. Eviniz, arabanız yazlığınız, çocuklarınızın koleji yoksa kendinize yanın, ucuza satmışsınız. Karakoç, Özel gibi adamlarınsa maddî bir zenginlikleri yok. İslamcılığı İslam dükkânı kurup din satmak olarak anlamadıkları için. Para yağarken onlar merasimin dışındaydılar. Bunun için de şahsiyetleri var. Sizin yok. Hiçbir zaman da olmayacak bundan sonra.
Bir son nokta da, bu türden maşa aydınların İslamcı yazarları okumadıkları ve okusalar da anlayamayacakları. Çok artistlik yapan birini çevirip Karakoç’un Çağ ve İlham veya Özel’in Surat Asmak Hakkımız kitaplarını bir iki cümleyle özetlemelerini rica edin, ya işte biz genel olarak okuduk filan diyeceklerdir. Çünkü okumadılar. Bunlar öğrenciyken bile bazı hatırlı abilerle görüşmeyi kitap okumaya tercih eden fırsatçılardı. Değişen bir şey yok bugün de.
Yağan paralar, mevkiler ve şöhretler sayesinde kısmen kurumsallaşabilmiş durumdalar ve İslamcıları böylece tard edebileceklerini, kapı dışarı edebileceklerini, susturabileceklerini, unutturabileceklerini düşünüyorlar. Yanılıyorlar. İslamcılığın esası iktidara değil halka yaslanmak, sıradan Müslüman’ın Ehli Sünnet vel Cemaat emekçiliğiyle mukayyet olmak, günlük ibadetlerin ve sosyal hukukun İslamca yaşanmasını talep etmekle yola çıkmak olduğu için, sen onlardan kurtulduğunu sanırsın ama yeniler gelir ve onlardan alıp devam ettirir emaneti. Sen şimdilik aksırınca tıksırınca yemene bak. Bu sofranın sonrası yok çünkü. Ne yesen şimdi yersin.


Hiç yorum yok: