Özgür-Der'in İktidarcı Vicdanı ve Rojava

2008 yılı…
Yer Pakistan-Afganistan sınır bölgesi, Weziristan olarak bilinen savaş bölgesi.
Beytullah Mehsud'a ait bölgeye bir savaşçı konvoyu ile girmek üzere riskli sınır bölgesinde hareket hâlindeyiz.
Genç Yürüyüş dergimiz için haber kovalıyorum.
Havada konvoya doğru süzülen ışık süzmelerini hatırlıyorum hayal meyal... Füzeler… Çığlıklar… Tekbir sesleri… Kulakları sağır eden bir karşı ateş…
Konvoyumuz vuruluyor.
...
Tek hatırladığım, omuzlarımda hissettiğim uyuşukluk ve vücudumun tamamını kapsayan karıncalanma hissi ve dayanılmaz bir uyku hâli.
Hayatımın 5 ayına malolacak, 1 ayı komada geçireceğim bu baskın yüzünden… Bulunduğumuz araç kaçmaya çalışırken derin bir şarampole yuvarlanmış.
ABD helikopterlerinin konvoyu vurduğunu sonradan anlatıyorlar.
...
Dubai'de bir hastanedeyim 3 aydır.
Gelen telefonun diğer ucunda o dönem Konya gazetelerinde çalışan dostum Selçuk var.
“İnternete bak diyor”, açıyorum enteresan!
“Mustafa Seyfullah Kılıç şehid oldu” başlıklı bir haber birçok web sayfasını çoktan süslemiş.
Diyarbakır'da hiç tanımadığım bir grup gıyabi cenaze namazıma karar vermiş.
ÖZGÜR-DER başkanı Rıdvan Kaya, ABD'nin katledip şehid ettiği “benden” bahsediyor ve yakından tanır bir tavırla kınama mesajı yayınlıyor.
Aynı toplantıda beni günahı kadar sevmeyen Bülent Yıldırım ile Haksöz ve Özgür-Der çevreleri var.
Normalde susuzluktan ölsem bir yudum suyu bana çok görecek, hayatta işimizin olmadığı insanlar bunlar.
Etrafa cihad parası toplayıp kadın kızla yediğimi yayan, İHH başkanı sıfatıyla tanıdığımız, Bülent Yıldırım ve Özgür-Der çevresi bu.
Hemen haberin ilk yayınlandığını öğrendiğim Haksöz sitesini ve Habervakti sitesini telefonla arıyorum.
Haberin asılsız olduğunu aylar önce vuku bulan bu saldırıdan yaralı kurtulduğumu anlatıyorum.
Web sayfaları Haksöz dâhil olayı düzeltiyor.
Kendilerini aradığımı ve bu olayın eski olduğunu, iletişimsizlikten kaynaklanan bir yanlış anlaşılma olduğunu not düşerek tekzip ediyorlar.
...
Ölümümden şehid edebiyatıyla rant elde etmeye çabalayan bu kesim bu sefer büyük bir yüzsüzlükle, topladığım cihad paralarını daha rahat yiyebilmem için ölüm haberini kendim uydurduğumu söylüyorlar etraflarına.
Müslüman, elinden ve dilinden, şerrinden emin olduğun insan değil miydi sahi.
Neyse.
İşte o Özgür-Der yaptığı açıklamada, Rojava bölgesinde yapılan katliamın Esad'ın destekçilerinin bir yalanı olduğu duyurusunu yaptı.
Maslahatçılık ve takım tutma keyfiyetiyle İslam’ı pazara çıkaran, mazlum ve mağdur algısını “kendinden” ibaret gören ütopik bir anlayışın, en vahimi, sırtını yasladığı iktidarın borazanlığını yapan acımasız ve ahlâksız bir anlayışın kurumsallaşmış hâlidir bu.
Özgür-Der'e göre, katliamla ilgili yayımlanan video ve resimler kurmaca.
Bunu söylediler çünkü Suriye'ye yönelik cadı avında dezenformasyon için İran depreminde ölen çocuk cesetlerini, Esad'ın öldürdüğü çocuklar olarak verenler bizzat kendileriydi.
Sahte resim ve video işinde pek mahirdirler anlayacağınız.
...
Her zaman söylediğimi söyleyeceğim: İslam’ı ve müslümanları karikatürize eden bu çeteler, İslam’ı “ci-cı” ekiyle pazara çıkaran iktidarcı-işbirlikçi kurumlardır ve ikiyüzlü tavırları son 2 senedir özellikle yavaş yavaş su yüzüne çıkmaktadır. İnsanlara kasap keyfiyetiyle yaklaşırlar ve kendi rantlarına bir meta olarak kullanırlar. Yoksa İslam dertleri değildir pek.
Rojava'da öldürülen bebeklerin kanı Özgür-Der ve beraberindeki çetenin ellerine bulaşmıştır.
...
Rojava'da öldürülen kadınları, çocukları İslamcılık oyununa alet edip görmezden gelen bu çeteler, en kısa zamanda tevbe edip kendi özeleştirilerini yapmazlarsa, bundan böyle toplumlar tarafından tarihin çöplüğünde iktidardan kırıntı kapmak uğruna fetvalar yumurtlayan saray mollaları sınıfında anılacaklar.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

maskeleri düşüren bir yazı Mustafa ağabeye selam