Darbeler Kapitalizmin Ayak Sesleridir

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
Mısır modern siyasî tarihin ayrılmaz bir parçası olan darbelere bir yenisi daha eklenmiştir. Mısır’da halk ne zaman despotizme ve kapitalizme karşı bir tepki doğursa, orada hemen ordu harekete geçmiş ve yönetime el koymuştur. Hür Subaylar’la başlayan bu darbeci gelenek bugün de devam etmektedir. 1977 de “ekmek isyanı”nı başlatan Mısır halkının protestoları darbecilerin eliyle onlarca insanın ölümü ve Mübarek’in iktidarı ile sonuçlanmış; askerî darbe mantığı bugün de Mursi'yi “ekmek ve özgürlük” için eleştiren geniş halk kesimlerinin demokratik tepkileri sonlandırmıştır.
Mısır’daki son darbe girişimi İhvan yönetimine karşı direk bir müdahaleyse de Mursi'yi protesto eden milyonların demokratik haklarına karşı da dolaylı bir darbedir. Halkın tercihlerine yönelik yapılan askerî darbe sadece Mursi’yi değil, Mursi’yi protesto eden milyonları da kapsamaktadır.
84 milyon nüfuslu bir ülkede eğer iktidara karşı 22 milyon imza toplanıyorsa, müslüman yönetime düşen, şapkasını önüne koyup yapmış olduğu hataları tespit ederek, halkından özür dilemesi ve güven duyulmaması hâlinde de erken seçim kararı alarak görevini terketmesidir. Müslüman bir yönetim, yönetme güdüsüyle hareket edemez. Başarısızsa ve tek bir kişi dahi size “hakkımı helâl etmiyorum” diyorsa, o iktidara düşen Hz. Peygamber gibi -tek bir kişi “benim sende hakkım var” dediği için- sırtını açarak “hakkı olup da hakkını alamayanlar, buyursun gelsinler” diyebilmesidir. Yani bütün otoritelerden ve mülkiyet ilişkilerinden sıyrılıp, kaderini halkın kaderine terketmesidir. İşte o zaman o insanlar Hz. Peygamber’in sırtından öpüp ona sarıldıkları gibi sizin de alnınızdan öpeceklerdir.
Kur’an “ben müslümanım” diyenlerin değil, ezilenlerin iktidarını savunur. Halkın ekmek ve özgürlük taleplerini karşılayamayanlar Allah’ın rızasını da kazanamazlar. Türkiye’de olduğu gibi Mısır’da da Antikapitalist müslüman bir anlayışa ihtiyaç vardır. Küresel sistemin düşmanı; kapitalizm karşıtlığıdır. Kapitalizme eklemlenmiş bir iktidarın müslüman olup olmaması sermaye için önemli değildir. Şimdi iyi polisi oynayan küresel güçlerin amacı darbeleri tukaka ederek, yerine kendi çıkarlarını gözetecek, neo-liberal politikalarla uyumlu bir iktidarı devşirmek olacaktır. Bu iktidar ister müslüman, ister laik olsun, Türkiye gerçeğinde olduğu gibi, kapitalizme hizmet etsin yeter. İşte o zaman demokraside Ortadoğu halklarına ve bize “anamızın ak sütü” gibi helâl olacaktır.
Mısır’daki ve Ortadoğu’daki bütün halkların mezhepsel, etnik ve laik-dinci kamplaşmalarına karşı uyanık olması gerekmektedir. Ne müslüman kardeşleri destekleyen, ne de 22 milyon imza toplayan yönetim karşıtı halk, birbirinin düşmanıdır. Düşman işbirlikçi yönetimler, darbeciler ve küresel kapitalist sistemdir. Bütün halklara düşen, birbirleriyle iletişim kanalları kurarak, egemenlerin kamplaştırıcı siyasetlerine alet olmadan halkların kardeşliğini tesis etmektir.
Antikapitalist Müslümanlar

1 yorum:

Felsefeci Tepki dedi ki...

Kur’an “ben müslümanım” diyenlerin değil, ezilenlerin iktidarını savunur.
Doğrusu ben bu cümleyi beğenmedim. Çünkü ben Müslümanım diyen kişi ile ezilenlerin iktidarını isteyen kişinin karşı karşıya değil yan yana olması gerekir.
Eğer karşı karşıya gelmişlerse kişinin en önce kendini yargılaması gerekir.
Allah'ın sıfatlarından bir tanesi
da HAKK tır.
Hak olmadan Müslüman da olunamaz insan da olunamaz. // Felsefeci