Bir Müminden Başbakan'a Açık Mektup

Başbakan!
“Sayın” veya “başbakanım” diyerek başlayamıyorum yazacaklarıma, fark etmezsiniz diye belirtmek istedim, zira ne sayılacak bir yanınız kaldı artık, ne de elde tutulur bir tarafınız.
Ben taaa Refah Partisi dönemlerinden beri sizi bilen, ailesinin birçok üyesi o zamanlarda MGV içinde aktif olan, ardından AK Parti süreci ile size destek sağlayan, vizyonunuzu ve misyonunuzu ifade etmeye çalışan bir temelden gelmekteyim. Sizin tabirinizle Ak Gençlik… Yesinler o gençliği!
Ama gelinen şu noktada sizinle aynı adı taşımaktan bile utanç duyma noktasına geldim. Hatta ne tesadüftür ki daha Gezi Parkı olayları başlamadan 1-2 gün önce resmî hesabınıza “adını değiştir Tayyip, orada Recep olmasın” gibi bir tweet bile atmıştım.
Son olarak 2 gündür sizi televizyondan izlemeye çalışıyorum ama inanın 5 dakika bile sabredemiyorum size. Siz bu açıklamaları bırakın da bu topluluk 11 yıl nasıl sabretti de böyle patlamadı, siz onu düşünün bence.
Biz size oy verirken “2. sınıf muamelesi gören vatandaş olmaktan” sıkıldığımız için oy vermiştik! Bugün siz bize yapılan zulmü size muhalif olanlara uyguluyorsunuz. Bacılarımız başörtüleriyle rahatça okusunlar ve çalışsınlar diye oy verdik, bugün siz siyasî düşünce farkı olan gençleri okullarında bile rahat bırakmıyorsunuz. Biz namaz kıldığımız için fişlenmeyelim, ibadet özgürlüğümüz olsun diye size oy verdik, bugün siz sivil polisleriniz ve Cemaatçi kadrolarınız ile size oy veren ailelerin gençlerini bile fişleyecek kadar ileri gittiniz. Biz zulme maruz kalmamak için size oy vermiştik, siz bugün zulmü uygulayan oldunuz. Biz askerden eziyet çektik, analarımız-bacılarımız yemin törenlerimize giremiyordu diye size oy verdik, bugün siz ülkeyi polis egemenliğinde bir devlete çevirdiniz, sokakta yürümeye korkar hâle geldik.
Biz kendi hayatımızı özgürce yaşamak için size oy verdik. Siz sizden olmayan herkesin özgürlüğünü hiçe saydınız!..
Başbakan! Siz diyorsunuz ki “ben de meydanlara halkı indiririm!” Kimi indireceksiniz? Yaşı itibariyle bilgisayar ve internet kullanamayan ve dolayısıyla Reyhanlı’da yaşananları bilmeyen, Gezi Parkı’nda sergilediğiniz faşizan tavrı görmemiş olan, evladına ekmek yetiştirmek için didinen 40-50 yaş ve üzerindeki insanları mı? Farkında olmadığınız şeyi söyleyeyim. O ana babaların evlatları da sokaktaydı. Hatta size oy veren insanlar bile sokaktaydı Tayyip Efendi… Daha ileri gidip “onları sokağa çıkartmış oldunuz” diyelim. Büyük hata ederdiniz. Zira açık söyleyeyim, sizin goril polisinize, biber gazlarına, plastik mermilerinize, Toma’larınıza direnen bu topluluk sizin o içi geçmiş seçmenlerinizi çiğ çiğ yerdi.
Bugün ben ve ben gibiler namaz kılarken yanımızda sizin “marjinal grup” dedikleriniz başımda nöbet bekleyip bana zarar gelmesin diye bekliyorsa, daha şundan birkaç hafta öncesinde taraftarı öldürülen FB ile GS takımlarının grupları bir araya geliyorsa, solcusu, sağcısı, dindarı, laiki bir araya gelmişse…
Siz bugün siyasî kariyerinizi sona erdirdiniz Tayyip Erdoğan. Siz bugün siyasî olarak intihar ettiğinizin farkında dahi değilsiniz. Sizin gençten yana yanınızda sadece paraya, güce ve verdiğiniz emirlere tapan bir avuç putperestten başkası yok. Ve Tayyip Bey… Putperestin imanı nasıl Mekke fethedilene kadar ise, sizin yanınızdakilerin son kullanma tarihi de sizin gücünüzün bittiği yerde bitecek. Ve Tayyip Bey, merak etmeyin… Sizin gücünüz bugünden itibaren düşüşe geçerek bitecek. ANAP örneğindeki gibi.
Ben inançlı olmaktan da “Tayyip İstifa” diye bağırmaktan da vazgeçmeyeceğim! Neden mi? Sizin gibi kendisini “dindar” diye tanıtıp kendini en büyük put hâline getirmişlerin varlığıyla özgürlüklerimi elde etmektense, zulme uğramayı, hatta zulüm altında işkence görmeyi dahi yeğlerim. Gördüğüm her zulmün karşılığını Allah (cc) ahrette verir, lâkin sizin lânetli gücünüze güç katmaya devam edersek ahrette ne cevap verebileceğimizi hiç bilmiyorum.
Siz gitseniz, O dün yaşadığımız zulüm günlerine dönsek bile yine bir gün gelir, bir direniş ve devrim daha yaşar bu ülke, biz kendi zincirlerimizi yine kırar özgürlüğümüzü kazanırız; ama sizin gibi mücahid görünümlü müteahhitler yüzünden bu vatanın düşüncesi ne olursa olsun hiçbir evladının zulme uğramasına seyirci kalamayız. Bir Müslüman olarak ben seyirci kalamıyorum en azından… Zira ben Allah’a (cc) tapıyorum ve Peygamber Efendimiz'in hadisinde buyurduğu gibi, "Zulme uğrasam dahi zulmedemem." Hz. Ali’nin (ra) dediği gibi, “Zulmetmek, zalimliktir. Bin zulme uğrasan da bir zulüm yapma. Zaten sen de maruz kaldığın zulümlere zulümle karşılık verirsen zalimlerden ne farkın kalır ki." Ve ben "Zulmetmekten ve zulme uğramaktan Allah’a (cc) sığınıyorum."
Gezi Parkı’nda ne olduğunuzu ve halk olarak bizim ne olduğumuzu bizlere iyice gösterdiğiniz için teşekkür ederiz Tayyip Bey. Biliyorum bu mektup ile karşılaştığınızda “provokatörlerin işi” diyeceksinizdir. Kendinizi kandıracaksınız. Şakşakçılarınızın size kattığı kibir sizin kişiliğinizin bile üzerinize çıkmışken başkası beklenemez! Lâkin mezara sizi alkışlayanlarla değil, yalnız gireceksiniz ve aldığınız kul haklarının hiçbirinin hesabını veremeyeceksiniz…
Biz artık Alevi’si, Sünni’si, sağcısı, solcusu, dindarı, laiki bir araya gelebildik. Toplum mühendislerinizin yıllarca çabaladığı nefret tohumlarıyla ördüğünüz dikensi duvarları tek hamleyle yıktık. Biz kenetlendik. Siz ve sizin gibi koltuğuna yapışmış, Gezi Parkı direnişi sırasında "halkını ve seçmenini satan" meclisteki diğer kodamanlaradır sözüm. Artık nefret siyasetiniz işe yaramayacak efendiler, biliniz.
Neûzü billâhi minel-fakrı ve minel-kılleti ve minez-zilleti ve en ezlime ev uzleme...
(Gönülce) fakirlikten, (iyi amelce) azlıktan, zilletten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan Allah’a sığınırız.
Recep Kaya

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Tebrik ediyorum. Ağzınıza kaleminize sağlık. İnsallah bitecek bu zülum ve güzel günler görecek çocuklar. Hem adaletin hakkın hukukun layıkıyla savunulduğu hem de Allah'ın adının tüm inananların ağzında layıkıyla anıldığı.

Sevgiler.
(Solcu bir müslüman)