Taksim Meydanı

TKP Vazgeçti, Biz Taksim Meydanı’ndan Vazgeçmeyeceğiz
1 Mayıs 1977’de Taksim’deydim. 1 Mayıs Alanı’nda, 15-16 yaşlarında... Sömürünün yalnız ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda politik bir mesele olduğunu yeni yeni öğreniyordum. Sınıf mücadelesinin görkemli sesini, coşkusunu o gün kana bulayan katiller 36 arkadaşımızı, yoldaşımızı, canımızı katlettiler. Mücadelenin siyasal yönünün içerikten asla ayrılamayacağını, ekonomik-politik mücadelenin iç içeriğini o gün çok acı bir deneyimle, özellikle benim yaşımdakiler, belleğimize kazırcasına öğrendik.
O günlerden bu güne Taksim Meydanı; işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen ve baskı gören halk kitlelerinin, kadınların ve öğrencilerin ekonomik- demokratik mücadelesini taşıdığı, simgesel bir mücadele meydanı olmuştur.
2013 1 Mayıs’ında Taksim’de, işçi sınıfının ve ezilen halkların ekonomik, demokratik, ulusal-demokratik siyasal hak taleplerini ve kavgalarını birleştirecekleri gün olacaktır.
Egemen sınıflar ve AKP hükümeti bu mücadeleyi engellemek için yasakçı tutum geliştirebilir. Ancak demokrasi ve sosyalizm güçleri ve emekçi kitleler bunu boşa çıkaracaktır.
TKP, yayınladığı açıklamasıyla 1 Mayıs’ta İstanbul-Kadıköy meydanında ayrı bir “kürsü kuracağını” açıkladı. Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs kutlamalarını savunan ve bu yönde AKP yasağına karşı kararlılıklarını açıklayan sendikaları, devrimcileri, devrimci- sosyalistleri, “içerikten yoksun” ve “alan fetişizmine düşmekle” suçladı.
Kötü bir siyasî tercihle AKP ve sermaye güçleri karşısında emek güçlerini bölen bir noktada yer aldı.
Bugün 1 Mayıs 2013’e birkaç gün kala büyük bir talihsizlik olarak ifade etmekte dahi zorlandığımız bir kararın altına imza atan TKP’nin açıklamalarını büyük bir sıkıntıyla okuduk. “İçerikten yoksun bir 1 Mayıs inatlaşması”ndan söz ediliyor.
İçerik dediğiniz bu ülkenin tarihidir. 1977’lerden 2007 ve 2010’lara ve bugüne kadar değişik düzeylerde verilmiş mücadelelerin tarihidir. 1 Mayıs bu mücadelede, işçi sınıfı ve ezilen halkların, devrimcilerin, sosyalistlerin kanlarının döküldüğü ve can verdiği sembolik bir devrimci sınıf mevzisi olarak bu tarihte yerini almıştır, almaya da devam etmektedir.
1 Mayıs işçi sınıfının, emekçilerin birleşik devrimci kitlesel nitelikli enternasyonal birlik, mücadele ve dayanışma günüdür.
İşte tam da bu noktada bu içerik ve doğrultuda sınıf, “birlik” şiarıyla bir araya gelir. Günlerdir, önce DİSK, KESK, sonradan Türk-İş ve devrimcilerin, sosyalistlerin  “1 Mayıs’ta 1 Mayıs Alanı’nda, Taksim’deyiz!” açıklamaları inat ve kararlılıkla sürüyor. Türk-İş’in tabanının işçi sınıfı olduğunu unutmayalım. Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu ve Sendikal Güç Birliği Platformu sendikalarının 1 Mayıs Alanı kararlılığını göz ardı etmeyelim. TTB ve TMMOB gibi meslek örgütlerini, işçi derneklerini, demokratik kurumları da… Tümü de toplumsal zeminlerinde yaşadıkları sorunları ve talepleriyle 1 Mayıs alanı Taksim Meydanı’nda birlikte olmayı açıkladılar.
TKP’nin bu kararlılığı basit bir inatlaşma olarak göstermesi, mücadeleye yönelik büyük bir haksızlıktır.
1 Mayıs’ta Taksim kararlılığı, toplumsal gündemden bağımsız değildir.
1 Mayıs alanı Taksim üzerine kopan fırtınalar, yakıcı olarak söz edilen gündemin bir parçasıdır. Sömürüden, işsizlikten, yoksulluktan, iş cinayetlerinden, taşeron sistemine karşı mücadeleden, direnişteki işçilerden, Kürt ulusunun var olma mücadelesinden, anadil meselesinden, dinsel-gerici uygulamalardan, eğitimin ticarîleştirilmesi ve yozlaştırılmasından, üniversiteler ve cezaevlerindeki baskılardan, kentsel dönüşümden, kent merkezinin güya yeniden yapılandırılmasından, toplumun hücreleştirilmesinden vb. bağımsız değildir.
TKP’nin açıklamasında sözünü ettiği “iktidarın temel yönelimlerine karşı koyuş ve meydan okuma”nın/mücadelenin, bugün olmazsa olmazlarından biri de bugün 1 Mayıs’ta 1 Mayıs Alanı’nda, Taksim’de olmaktır.
Ne yazık ki TKP, AKP Hükümeti’nin ekmeğine yağ sürmüştür.
Evet, “farklı ses” oldunuz. Ancak bu “farklı ses”iniz aslında devrimci-sosyalist içerikten de yoksundur. TKP politikasıyla işçi sınıfını ve ezilen halk kitlelerini “bölen ve kaçan” bir yerde durması nedeniyle, sınıf mücadelesi tarihine, “ zarar veren nitelikte” bir ses olarak geçecektir.
Taksim Meydanı Türkiye’nin meselelerinden bağımsız değildir. Kent merkezinin yeniden yapılandırılması projesi, kentsel (rantsal) dönüşümün bir parçası olduğu gibi yayalaştırma projesinin hedeflerinden biri de Taksim’i halkın gösterilerine, işçi-emekçi eylemlerine kapatma projesidir. Emekçi halkın demokrasi ve sosyalizm mücadelesine kent meydanını yasaklamaktır.
TKP, bir kazanımı görmezden gelmektedir.
Hem yıllarca verilen mücadeleyle elde edilmiş alanı görmezden gelmekte hem de halkların kardeşliği bağlamında alanın niteliksel gelişimini reddetmektedir.
Alan tartışmasını bu şekilde geriye döndürmek büyük bir talihsizliktir. Taksim basit-sade bir alan değildir. Taksim Meydanı, siyasî iktidar gibi bir meselesi olanların alanıdır. Emperyalist-kapitalist sistemle kavgası olanların, emperyalist bölgesel savaşlara karşı olanların alanıdır. Neredeyse hemen her gün emekçilerin, direnişçi işçilerin, ezilenlerin, Kürtlerin, Alevilerin, öğrencilerin, kadınların mücadelesini taşıdığı ve gösteri yaptığı kavga alanıdır.
Bugün yalnız AKP Hükümeti’nin yasakçı tutumuna karşı değil, emperyalizme ve ona göbekten bağlı işbirlikçilerine karşı, sömürüye ve zulme karşı ortak bir irade oluşturmak üzere TKP’yi ve saflarında yer alan emekçileri, 1 Mayıs 2013’te 1 Mayıs Alanı’na, Taksim’e çağırıyoruz.
Biz Taksim Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz!

Hiç yorum yok: