Madımak Katliamı

Özel Harp Dairesi bünyesinde çalıştığı ve üsteğmenken Türkiye'den firar ettiği iddia edilen H.Ç., 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta yapılan Madımak Oteli katliamını kendilerinin kışkırttığını öne sürdü. H.Ç., JİTEM'in "Ellerinde belgeler var " istihbaratı üzerine başta Aziz Nesin olmak üzere 3 yazarı hedef aldıklarını ve katliam günü halkın arasına girip onları otel çevresinde topladıklarını iddia etti. "İslamcıların arasına girmek basit" diyen H.Ç., "Halkı ateşledik ve timler bir anda geriye çekildi" dedi.
Bugün Sivas Katliamı'nın 18. yıldönümü. 18 yıldır verilen hukuk mücadelesinden bir sonuç alınamadı. Toplum nezdinde katliamı gerçekleştirenler konusunda bir kuşku yokken, hükümete yakın medya kuruluşları ve gazeteler katliamı PKK'nin üzerine yıkmaya çalıştı.
Tam da katliamın yıldönümünde gündemi sarsacak yeni bilgiler ortaya çıktı. Özel Harp Dairesi'ne bağlı çalışan Üstteğmen H.Ç, Sivas Katliamı'na ilişkin çarpıcı bilgiler verdi. Uzun yıllar boyunca özel olarak eğitilen ve sonunda Özel Harp Dairesi tarafından kendisine görev verilen H.Ç, hem oluşturdukları gizli yapılanmanın örgütlenme biçimi, hem de amaçları hakkında önemli bilgiler verdi. Faaliyet alanları ve temel konseptlerinin "sivil infazlar gerçekleştirmek, belli başlı isimleri infaz ederek kaos ortamı yaratmak" olduğunu söyleyen H.Ç, 1993'ten 1994'e kadar çok sayıda sivil infaz gerçekleştirdiklerini belirtti. H.Ç'nin verdiği en çarpıcı bilgi ise 1993 yılında yaşanan Sivas Katliamı olayı. H.Ç, katliamın nasıl planlandığını ve nasıl geliştiğini şu şekilde anlattı.
Gerçek ismini kullanmak istemiyor. Önemli konularda çarpıcı açıklamalar yapıyor. Kendisi ile ilgili şu bilgileri veriyor: Üsteğmen. Kıdemli üsteğmen iken Türkiye'den firar ediyor. Orduya katılma gerekçesi ile yaşadıkları farklı. "Ben askeriyeye çoluk çocuk öldürmek için girmedim. Askerin askere eziyet etmesi için girmedim" diyor ve yüz yüze konuşmak istiyor. Biz değil o bizi buldu. Anlattıkları önemli. Ama bizim için bir iddia.
Babası subay. Yurtdışında görevli. NATO bünyesinde çalışıyormuş. 1982 senesinde Türkiye'ye dönüyor. 1986 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ne giriyor. 1993 yılında mezun olup çeşitli yerlerde görev yapıyor. Anlattığına göre "emre itaatsizlik ve üste silâh çekme" gibi disiplin suçu işliyor. Öğrencilik döneminde bir kez, mezun olduktan sonra ise 2 kez ceza almış. Askerî deyim ile "diskotek" cezası almış, ardından "1993 yılının başlangıcında Ankara Genelkurmaylık Özel Takımlar Komutanlığı'ndan davet aldım" diyor. Direkt Özel Harp Dairesi Başkanlığı'ndan. İlginç detaylar anlatıyor.
İsrail’de Patlayıcı Eğitimi
İngiltere'de "yabancı dil üzerine uzmanlaşma" adı altında eğitim görüyor. Kendisi ile beraber 26 kişi. 1989'da eğitim görmüş. 8,5 ay sürmüş eğitim. Kod isim kullanıyorlar. "Sadece üst düzey rütbelilerin ismi var" diyor. İngiltere'de Kıdemli Binbaşı Bekir Çelik ismini veriyor. Daha sonra 1991 yılında Kıd. Bnb. Bekir Çelik ile Japonya'ya teknik elektronik sistemler üzerine uzmanlık eğitimi alıyor. Bu eğitim program üzerine detay vermiyor. Bilgi verenlerin başı büyük belaya giriyor!
İsrail'de 1993 yılının ilk iki ayında patlayıcı üzerine eğitim görüyor. Kıd. Yüzbaşı Mehmet Keskin var. Gübreden C4 patlayıcılarına kadar zaman ayarlı eğitim. Garip bir İsrail ismi veriyor. 13 kişi görmüş eğitimi.
ABD'de Kontrgerilla Eğitimi
Daha sonra 1996 yılının sonunda ABD'ye gidiyor. 3 aylık kontrgerilla eğitimi alıyor. Manhattan'da. Üstteğmen İlker Özkay ve Astsubay Şahin Atmaca, Kıdemli Başçavuş Fikret Akbulut isimlerini veriyor. Amerika'nın CIA bölümünden Brown Downs adlı birinin ismini veriyor. Kontrgerilla eğitimlerinde destek olmuş. MP 75 silâh eğitimi almış. Silâhın özelliğini anlatıyor: Fünyeli patlayıcı özelliği olan bir silâh. "Türkiye'de gördüğüm eğitimden farklı bir eğitim" diyor. Plastik mermi, boyalı mermi ve sonra gerçek mermilerle eğitim almışlar. Hatta iki kişinin eğitim sırasında yaralandığı bilgisini veriyor. Meziyet, dayanıklılık. Dağ başında 3 ay kendini koruyacak ve ayakta kalacak duruma getirilmesi hedefleniyor.
Son dönemlerde aldığı duyumlara göre Rusya'da da eğitim verildiğini söylüyor.
Daha sonra Manisa Aksaz'da SAS komanda eğitimi almış. 25 kişilik timlerle eğitim alınıyor. İskender Tarlan isimli bir subay. Ordudan sakatlıktan emekli olmuş. Yurtdışındaymış.
SAS eğitiminden sonra Manisa Kırkağaç'ta 3 aylık eğitim alıyor. Fikret adlı bir binbaşı. Kendi deyimi ile "manyak" özelliği olan birinden eğitim almış. "Eğitim sürekli bir hâl" diyor. Bitmiyor. Makinanın yağlanması gibi askeriyede eğitim. Sürekli devam ediyor. Daha sonra Bölge'ye gönderiliyor. Yani Kürdistan'a gidiyor. PKK temel olarak hedefleniyor. PKK'ye destek verdiği düşünülen herkes hedefteymiş.
Özel Harp Dairesi'nin emrinde çalışan bu asker, Sivas'taki Madımak Oteli'nin yakılması konusunda çok çarpıcı açıklamalarda bulunuyor.
Özel Harp Dairesi
İlişkide olduğu isimleri ise şu cümleler ile anlatıyor: Fikret Altıoklar, o dönem Jandarma Teknik İstihbarat Daire Başkanı olan Hasan, Atilla Uğur, Hurşit Tolon daha sonra olaylara intikal etti. 94 senesinin sonunda... "Yapılmaması gereken şeyler yapıldı" diyor.
Özel Harp Dairesi'nin özelliğini anlatıyor: "Buzdağının altında bulunan isimler vardır. Bu listede bulunan kişilerden yaklaşık altı tanesi buzdağının altında bulunan isimlerdir. Sizin medyada tanıdığınız insanlar buzdağının üst yüzüdür. Özel Harp Dairesi'nin asıl kuruluş dönemi 80'li yıllardır. Sağ sol davalarından. Özel Harp Dairesi size bayağı eğitim verir. Kendi örgütünün içine kimseyi almaz. Ve eğittiği insanlar genelde kimsesizlerdir. Örgütleme şemasında bir baş, dört tane alt rütbeli subay ve bunlar dediğim gibi hepsi subay statüsünde olan insanlardır. Başta bulunan insan, cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı dâhil kimseyi tanımaz."
Dairenin Başında Kim Var?
Özel Harp Dairesi'nin başında kim var sorusuna şu yanıtı veriyor:
"Şöyle söyleyeyim, Milli Güvenlik Teşkilatı toplandığı zaman verilen bir brifing vardır. Bu brifingde orduda rütbe alacak subaylar ya da kademeli olarak Başbakanlık, Ekonomi Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı gibi. Bu tür olayları belirleyen bir kurumdur. Ve bu insanların belirlediği kişiler dışında hiç kimse bir yere gelemez Türkiye'de."
Özel Harp Dairesi'nin nerede olduğu ve kaç kişiden oluştuğunu ise şöyle anlatıyor:
"Ordunun içinde bu 200 kişinin haricinde kullanılan insanlar da vardır. Eğitim kademeleri vardır. Bu 200 kişilik birim Türkiye'nin beyni diyebileceğimiz bir birim. Burada çalışan, görev yapan insanların hepsi üst statüde olan insanlardır. Genelkurmaylık''ta sadece bir birimleri var bildiğim kadarıyla. Ama Ankara'da Anıtkabir'in altında bir birimleri var. İstanbul'da var, Erzincan'da bir ara kurulması düşünülüyordu ama kuruldu mu bilmiyorum. Üçüncü Ordu Komutanlığı'nın arka tarafında düşünülüyordu ama zannetmiyorum. İstanbul'da Birinci Ordu Komutanlığı'nda, Birinci Ordu Komutanlığı binasının arka tarafında.
İstanbul'daki binaya izin günlerinde geliyordum. Beni kurmay bir albay Faik Ataman kapıdan gelip alıyordu. Birime girdiğimiz zaman zaten girişte cep telefonlarımız dâhil her şey kapatılıyordu. İçerde gerekli konuşmalar yapılıyordu, rapor vereceksek raporumuz veriliyordu ve sorularımız cevaplanıyordu."
Sivil İnfazları Gerçekleştirmek
Faaliyet alanları ve temel konseptlerinin sivil infazları gerçekleştirmek olduğunu söylüyor ve çalışma sistemlerini şöyle anlatıyor:
"Sistem şuydu. 93 senesinde kurulum başladı. 93 senesinde Bölge'ye farklı birimlerden insanlar gönderildi. Ben bu insanlardan bir tanesiydim. Gönderilen birinci takım ve ikinci takım hepimiz anti-terör, kontrgerilla eğitimi almıştık. Ve patlayıcı uzmanlığı eğitimi almıştık.
Bizim gidiş konseptimiz Bölge'de ilk başta bir kaos ortamı yaratmak, belli başlı isimleri infaz etmekti. 93'teki kurulum 94 yılına kadar tamamen sivil insanları hedef aldı. Bu insanlar dağda bulunan gerilla değildi. Seçilen insanların zaten listeye baktığınız zaman yaklaşık yüzde 80'i aydın insanlar, üniversite mezunu ya da üniversitede okuyan insanlardı.
Gir-böl-parçala, arkasından birimi koy, sevdir ve yönet. Örnek, Tunceli (Dersim) bölgesinde yaklaşık bir ay içerisinde işlenen 30 cinayet. Tunceli'de karakola 300 m. mesafede bir insan kafasından vuruluyor. Bölge OHAL bölgesi, vurulduğu saat 8 ve faili meçhul bulunamıyor. Affedersiniz tuvalete bile gitmek için askerden izin aldığınız bir bölge. Okulların yakılması, at pazarı ve un fabrikasının yakılması var.
25 Kişilik Timin Başında
Bölge'de her tim 25 kişiden oluşur. Birinci timin başkanı bendim. Emir komuta merkezinden bir kişi geride bırakılır geride kalan 24 kişi 12 gruba ayrılır. İkişer kişilik gruptur ve birbirine zimmetlidir.
Üç tim çıkartıldı. Üç tim 75 kişidir. 75 kişiden birer kişi komuta merkezine bırakıldı. Bu kişiler iletişimi sağlar.
Timlerin hepsi Özel Harp Daire Başkanlığı'ndan emir alır. Timlerdeki insanlar birbirini tanımaz, bizim timimiz "kurt timi" idi. "Şahin ve atmaca" vardı.
Benim direkt emir aldığım kişi 93'te Teoman Koman'dı, arkasından Osman Önal geldi. Osman Önal Bölge'de pek ılımlı karşılanmadı. Açık söylemek gerekirse Osman Önal'ın halka karşı çok büyük bir eğilimi vardı. Özel Harp Daire Başkanlığı'nın istediği sistemi uygulamak istemeyen bir insandı.
Tunceli'de olaylar yaptık. Elazığ'da, Tokat'ta, Sivas'ta yaptık. Tokat'ta DEHAP'lı gençler vardı. Dev Genç denen örgüt vardı. Dev Genç'teki insanları birbirine düşürdük.
Katliamı Özel Harp Dairesi Örgütledi
Sivas'ta bir otel yangınına sebep olduk, Madımak'ta. Biz o zaman Erzincan'da idik. Poligon birliğinde ordu komutanlığının hemen arka tarafında. O zaman Teoman Koman vardı ve ordu komutanı bizzat poligon birliğine gelip bir birimin Sivas'a gitmesi gerektiğini söyledi. Helikopterle geldik ve Sivas'a 11 km kala bir mezraya indik. Askerî haritalarda koordinatları 58'e 47.
İki gün öncesinde ordaydık. Madımak Oteli olaylarının çıktığı dönemde.
Bizi oradan iki otobüs aldı. İki grup hâlinde dağılım yapıldı. İlk etapta biz birinci tim şehir merkezinin dışında bırakıldık.
13 kişiydik, herkes ikişerli gruplara ayrıldı. Bir kişi geride bırakıldı. Ve dağılım yapıldı, 6 grup hâlinde dağılımımız yapıldı. Halkın arasında bayağı bir dolaşıldı. Sivas Otogarı'nda kontroller yapıldı. Kervan denen bir bölge var otogarın üst tarafında, özellikle İslamcıların bulunduğu bölge. Amaç insanları oraya adapte edebilmekti, Madımak Oteli'nin çevresine. O dönem Aziz Nesin askeriye hakkında çok yazılar yazmıştı ve bulunan insanlar da askeriye hakkında çok bilgi sahibi olan insanlardı ve ellerinde bulunan bazı belgeler olduğu söylendi. Bize belgelerin imha olması gerektiği söylendi. Üç yazar özel hedefti, başlarında da Aziz Nesin vardı. Duyum JİTEM'den geldi.
“İslamcıları Harekete Geçirmek Kolay Oldu”
İslamcıların içine girmek çok basit. İki “Kulhuallah bir Bismillah” çekersiniz İslamcıların içindesiniz. İslamcıları alevlendirmek çok kolay oldu. Aziz Nesin'in kitapları, sosyal hayatı İslamcıları baştan sona rahatsız eden olaylar.
Sivas çok hassas bir bölge. Alevilik üzerine ya da Aleviler üzerine farklı evraklar sunduğunuz zaman önlerine çok farklı şeyler çıkıyor.
İki gün içerisinde örgütleme yapılamaz, iki gün içerisinde daha farklı insanlar faaliyete sokulur.
Bizim bölgede yaptığımız en büyük olay, insanların Madımak Oteli önünde toplandığı zaman taşı atmamız ve geri çekilmemizdir.
Yanlış hatırlamıyorsam altılı gruba ayrıldığımız timde beşinci gruptaki bir arkadaş ilk başta bir mermi sıktı. Ve arkasından molotof kokteylleri, daha sonra Madımak Oteli'nin içerisine girmeye çalışan insanlar oldu.
Askeriye o konuda yetersiz kaldı ve olay beklenenin dışına çıktı.
Bir kişi yakalandı. O dava askerî mahkemeye getirildi. Erzincan İkinci Ordu Komutanlığı'na. İki gün sonra da nasıl olduysa yangın çıktı, dosyalar yandı. Basına sadece orduda yangın eğitimi verildiği yansıdı.
Madımak Oteli'nin yanmasından önceki sahneleri televizyonda görüyorsunuz, silâh çeken üç dört kişi var, hepsi farklı tarafa ateş ediyor hiçbiri otele ateş etmiyor.
“PKK'nin Yok Edilmesi İçin İslamcı Örgütler Düşünüldü”
O dönemde PKK'nin yok edilmesini sağlamak amacıyla İslamî örgütler düşünüldü. Bizim Türk insanının belli bir zaafı var. “Allah, peygamber” dediğiniz zaman Türk insanı ayağa kalkar ve ordu bunu çok güzel kullandı.
Toplumu yönetmek istiyorsanız ilk başta bölersiniz. Sivas'taki amaç buydu ve orda beklenilen olmadı. Çünkü oradaki amaç Alevileri ve Sünnileri birbirine düşürmek, kaos yaratmak. Çünkü Sivas bölgede stratejik bir konum taşıyor. Erzurum, Erzincan ve Sivas bunlar askeriye için stratejik önem taşıyan bölgeler. Bölgede bulunan bazı silâhlardan dolayı.
Beklenilen olmadı orda, Aleviler ve Sünniler bir arada yaptılar yapacaklarını, beklenenin dışına çıktı.
Sivas'taki Görevi Neydi?
Benim oradaki görevim askerî istihbarat teşkilatının işine yarayacak görüntüleri almak, kişileri tespit etmek ve iletişimi sağlamaktı.
Olay olduğu gün ateş eden insanlardan birisiydim. Bir çatışma esnasında ele geçen 9 mm'lik bir silâh. O silâhla ateş edildi, hatta Madımak Oteli'nin camlarından bazı kurşunlar çıkarıldı, balistik incelemede gene kayboldu. Çünkü hayalet bir silâhı tespit etmeniz kolay değil. Silâh tekrar ordu içerisinde kullanıma geçti. Ve en son hatırladığım bu silâh gene birkaç olayda kullanıldı.
Biz yapmamız gerekeni yaptık. Halkı ateşledik, halk olaya girdi ve timler bir anda geriye çekilmeye başladı. Ve geldiğimiz yoldan aynı şekilde geri dönüşümüz yapıldı.
Bizim görevimiz sadece kargaşayı çıkartmaktı ama dediğim gibi kargaşa bizim beklediğimizin üzerine çıktı. Yani böyle bir kargaşayı biz bile beklemedik.

Hiç yorum yok: