Fourierizm

François Marie Charles Fourier 1772 doğar ve 1837’de ölür. Ailesi pek de gösterişli olmayan zenginliğini Fransız Devrimi’nde kaybeder ve bunun sonucunda François’nın hayatı, servetin kötü dağıtımının yol açtığı adaletsizlik fikrince biçimlenmeye başlar. Toplumu düzene sokma konusunda en iyi günlerinde oldukça işlevli olmuş feodalizm geride kalmıştır artık. Fourier’nin hayatı, Marx’ın ilkel sermaye birikimi olarak adlandırdığı sanayi çağının ahlâksızlaşıp örgütsüzleşen dönemi içinde geçer.
Fourier, herkesin, tüm faaliyetlerin ve nesnelerin kendi konumlarına sahip olduğu, her türlü ihtimalin önceden tahmin edildiği ayrıntılı bir sistemin inşa edilmesi suretiyle toplumun tüm sorunlarını çözmek konusunda diğer birçok ütopik sosyalistten daha fazla çaba sarfeder. İnsanın özgürce gelişiminin ve tüm arzularla şehvetin sınırsız hâle getirilmesinin toplumda iyi insanın üremesine yol açacağına ve ayrıca ahlâksızlıklarla kötülüğün, toplumsal iyimserliğin en aşırı biçimi olan kendi memnuniyetini tam anlamıyla tatmin etme özgürlüğüne konan tahditlerin sonucu olduğuna inanır.
İnsan, doğası itibariyle iyidir, çünkü o içinde temel ahlâkî ahengi, evrendeki ahenk fikrini ihtiva eder. Fourier’nin “doğal insan”ı Jean Jacques Rousseau’nunkinden daha fazla doğaldır, ancak o, doğal insanı daha sıkı biçimde örgütlenmiş bir toplum aracılığıyla özgürleştirmek niyetindedir. Tabiî nasıl inşa edileceğini sadece Fourier’nin bildiği bu örnek toplum kurulur kurulmaz, kısa bir süre içinde evrensel düzlemde ahenkli olacağını herkese ispat edecektir.
Toplum falanjlara, ya da Amerika’da adlandırıldığı biçimiyle, falansterlere, falankslara bölünecek, her bir falanjın ortak binası olacak, altı yüz ilâ sekiz yüz kişilik birimler hâlinde insanlar yaklaşık dört dönümlük tarım alanlarına yerleştirilecek, -Fourier’nin meyvelere ve çiçeklere fazlasıyla düşkün olması sebebiyle- bu araziler, tarlalar, meyve ve çiçek bahçelerine bölünecektir.
Halk en az yedi kişiden oluşan gruplara ayrılacak, grubun zevk ve becerinin iniş çıkışlarını temsil eden iki yan kolu ve ayrıca ortada da denge merkezini teşkil eden üç kişi bulunacaktır. Asgarî beş grup, gene iki kolu ve merkezden oluşan bir dizi oluşturacaktır. Her bir makul meşguliyet için diziler bulunmalı ve üyeler birinden diğerine serbestçe dolaşabilmelidir.
Her insan, belli bir dizi için bir ya da iki saatten fazla çalışmamalı, bu sayede işini tam yapma konusunda yeterli memnuniyetin oluşması sağlanmalıdır. Çöplerin toplanması gibi zevk dışı işler, tuvalet temizleme türünden görevleri büyük bir eğlence kaynağı olarak görme konusunda cesaretlendirilen çocuk taburlarına yaptırılmalıdır.
Her ailenin falanjda kendisine tahsis edilmiş bir evi olmalı, apartmanlarda da bir merkez ve iki kol bulunmalı ve bunun dışında tiyatrolara, konser salonlarına, kütüphanelere, danışma odalarına, okullara, bakımevlerine ve kamusal rahatlama alanlarına yer verilmelidir. Meydanın dördüncü kenarı ahırlarla, ambarlarla ve atelyelerle kapatılmalı, insanlar her sabah merkez çarşıda gruplar hâlinde toplanıp müzik eşliğinde oynayıp bayraklar sallayarak işlerine gitmelidirler.
Falanjlar, hisse senetlerinin satışıyla finanse edilmelidirler, ancak her üyenin hissedar olması ya da her hissedarın üye olması gibi bir gereklilik yoktur. İşin karşılığı ödenmeli ve işçi, kirayla diğer harcamaları üstlenmelidir. Yılın sonunda falanjın kârları paylaştırılmalı, on ikide biri emeğe, on ikide dördü sermayeye ve on ikide üçü ustalığa ayrılmalıdır. Üyelerin on ikide yedisi çiftçi ve makine ustası, geriye kalan uzman, sanatçı, bilim insanı ve kapitalist olmalıdır. Tüm roller, karşılıklı değişime tâbi olmadığından herhangi bir hoşnutsuzluğa ve ayrımcılığa da izin verilmemiş olacaktır.
Falanjda bir de Aşk Sarayı İdarî Binası ve Aşk Kurumu bulunmalı, örgütlü poligami sıra dışı bir sistem üzerine kurulmalıdır. Sadece cinsellik değil, yiyecek ve diğer tüm duygusal zevkler de azamî hazzı verecek biçimde örgütlenmelidir.
Fourier, toplumun yeniden örgütlenmesi konusunda kendisini sınırlamaz. Onun ütopyası, kendi konumunu fantastik bir kozmoloji içinde bulur. Fourier’nin fikrine göre, yıldızlar ve gezegenler de bizim gibi birer hayvandırlar. Onlar da bizim gibi doğarlar, çiftleşirler, büyüyüp yaşlanırlar ve ölürler. Bir gezegenin ortalama hayatı sekiz bin yıldır; bu sürenin yarısını yükselen, diğer yarısını ise alçalan titreşimler yayarak geçirir; bizlerin henüz beşinci aşamasında olduğumuz dünya, otuz iki ayrı aşamadan oluşur. Sekizinci aşamaya geçildiğinde Büyük Ahenk tamamlanacak ve insanların uçlarında gözler olan kuyrukları çıkacaktır. Ölü bedenler yıldızlar arasına yayılan bir güzel kokuya dönüşeceklerdir. Altı yeni ay gökyüzünde belirecektir. Deniz limonataya, vahşi ve zararlı hayvanlarla örümcekler tatlı ve nazik birer aslan karşıtına, böcek karşıtına ve fare karşıtına dönüşeceklerdir. Ardından sayıları tam olarak 2.985.984’e ulaşacak olan falanjlar tüm dünyaya yayılıp tek büyük Aşk Cemaati’ni meydana getirecek, başında bir Padişah (Omniark), üç Aziz (August), on iki diktatör (Sezarinas), kırk sekiz imparatoriçe, yüz kırk dört Halife ve beş yüz altmış altı sultan bulunacaktır.
Sonraki çalışmalarında Fourier, bir falanjın kurulması konusunda yatırım yapmayı ve gelecekte bu falanjın sultanı ya da halifesi olmayı arzulayan her kapitalistle evinde belli bir saatte görüşebileceğine ilişkin gazetelere reklâmlar verir. Evine kimse gelmez ancak 1832’de Le Phalanster isimli gazeteyle Fourierist bir hareket başlatan Victor Considerant’nın liderliğindeki küçük bir grup Fourier’in etrafına toplanır.
Gazete, 1850 yılında Louis Napolyon tarafından kapatılıncaya dek çeşitli isimler altında yayınını sürdürür. 1832’de Paris yakınlarında bir cemaat kurulur ancak kısa sürede başarısız olur. Fransa’da bu teşebbüsü takip eden herhangi bir başka teşebbüse rastlanmaz. Sabırlı bir insan olan Fourier delidir, ancak Considerant aklı başında bir tavır içindedir. Fourieristler, limonata denizi ve uçlarında gören gözlerin bulunduğu kuyruklara sahip insanlardan bahsetmemek konusunda dikkatli davranırlar. Bunun yerine hareket, Fourier’in vaat ettiği haz dolu hayatların, duygusal zevkin ve ayrıntılı planlamanın bileşkesi ile rakiplerinin soğuk, gayretkeş ve püriten ütopyalarını kıyaslama yoluna giderler.
ABD’ye geri dönerek burada harekete ait derslerle makalelerin propagandasını yapmaya başlayan Amerikalı gazeteci Arthur Brisbane, Considerant ile işbirliğine gider. 1848’de, Fourier’nin deliliğini hatırlatacak her türlü imadan arındırılmış makul ve uygulanabilir düşüncelerin basit ve mantıkî ifadesi olarak The Social Destiny of Man (İnsanın Toplumsal Kaderi) adlı eseri kaleme alır. Kitap, New Yorker gazetesinin editörü olan Horace Greeley’nin dikkatini çeker ve 1842’de The New York Tribune’nün (New York Kürsüsü) editörü Greeley, Brisbane’e gazetede sabit bir sütun ayırır, buna ek olarak bizzat Brisbane’nin ismini koyduğu Birlikçilik (Associationism) hareketinin şöhreti haberler ve diğer editöryel faaliyetler aracılığıyla giderek artar. Greeley, konferans işlerini üstlenir ve bir süre sonra da Birliğe tüm mal varlığını bağışlayacağına dâir söz verir. Brisbane, The Phalanx isminde bir derginin çalışmalarına başlar; dergi, Brook Çiftliği’nin Fourierizme dönüştüğü günlerde The Harbinger (Haberci) içinde soğurulur.
Brook çiftçilerinin ihtidası ve dostları, harekete itibar ve entelektüel kabullenirlik kazandırır. Fourierizm, öğretilerinin her türlü biçimini sakıncalı addedip onları üstadın özgün çalışmalarıyla kıyaslayan Fransa’da böylesi bir keyfi hiç yaşayamaz. George Ripley, Charles A. Dana, John S. Dwight, William Henry Channing, T.W. Higginson, James Russell Lowell, John Greenleaf Whittier, Margaret Fuller, William Cullen Bryant, yani neredeyse tüm New England aydınları ve Emerson ile Thoreau dışında, bütün Aşkıncılar takip eden yıllar içinde gelişen The Harbinger ve diğer Fourierist gazeteler için yazılar yazarlar.
Ayrıca hareket, birçok köle karşıtını ve kısa süreliğine de olsa, kimi ilkel sosyalistleri biraraya getirir. Hareketin kooperatif sanayiyle ilgili görüşleri, köleliğe ve işçi sınıfının sanayi sistemi tarafından hızla itibarsızlaştırılmasına dönük bir cevap olarak görülür. Fourierizmin Amerika’daki gelişimi, uzun erimli ekonomik çöküntüye ve İç Savaş’la sonuçlanacak olan toplumsal gerilimlere denk düşer.
Fourierizm, liderlerinin bile kontrol etmekte zorlandıkları bir çılgınlık hâline dönüşür. Birkaç yıl içinde kırk ilâ elli ayrı falanks faaliyetlerine başlar. Bunların altısı bir yıldan daha uzun bir süre hayatta kalır ve sadece üçü ikinci yılını görme imkânı bulur.
Yüzlerce yerleşimci bayraklar sallayıp şarkılar söyleyerek boş arazilere ya da karşılığında oldukça yüksek bedeller ödedikleri terk edilmiş çiftliklere doğru yürürler. İlk gün piknik yaparlar, gün sonunda dans edip şarkı söylerler ve mutlak haz içinde tattıkları duygusal zevkleri cem ederek Fourier’nin belirlediği parkurları tamamlarlar. Birkaç gün içinde erzak azalınca, kısıtlı da olsa belirli zarurî beceriler edinilir ancak yine de bu işlem hâlâ kısa solukludur. Zamanla az olan için rekabet içine girmek, terk ettikleri dünyadakinden daha berbat bir şey olarak görünür gözlerine ve bunun üzerine tartışıp birbirlerini hırsızlıkla suçlamaya başlarlar. Bazı yerleşimciler çalışmayı ancak birkaç hafta sürdürürler ve öncü üyeleri ciddî bir borç yükü altında bırakırlar. Olabildiğince çok arazi satın alma yönünde gelişen eğilimle birlikte ipotekli mallara sahip olmak neredeyse evrensel bir durum hâline gelir; müşterilerin sıtmalı bataklıkları ve kıraç toprakları tarımsal arazilerden ayrıştırabilmeleri oldukça seyrek bir durumdur. Owen’ın Yeni Ahenk cemaatine katılım zayıftır. Bu, pratik açıdan verimsiz falankslarda mevcut olmayan bir durumdur. Fourierist basını okuyarak heyecanlanan herkes cemaate kabul edilir.
Neredeyse tüm yerleşimler tam bir serbest ticaret politikası ile işe başlarlar. İşlevsel bir cemaat için gerekli olan makine ustaları ile çiftçiler arasındaki meslekî dengenin muhafaza edilmesi yönünde hiçbir çaba harcanmadığı gibi falankslar, Yeni Ahenk cemaatinde görüldüğü üzere, kapitalizmle birlikte varlık imkânı bulan bohemler türünden deklase bir sınıfa cazip gelirler. Bohemler, fukaranın ihtiyaçlarını güvence altına almaksızın zenginlerin şatafatının tadına varmak isteyen insanlardır.
Topluma ait eski işlevlerdeki dağılma, toplumda istifade edilmeyi arzulayıp zamanla yabancılaşan aşırı eğitimli ve istihdam dışı ya da istihdam altı teknik ve uzman insanların sayısının artmasına yol açar. Hâkim toplumda herhangi bir tatmine ulaşmaksızın faaliyet yürütebilecek durumda olan bu insanların umudu, alternatif bir cemaat içinde önemli bir role ve hayat gayesine kavuşmaktır. Fakat bu tarz bir cemaatin talepleri hâkim toplumunkilerden daha geniştir, bu nedenle, birkaç istisna dışında, sözkonusu insanlar daha büyük bir hayâl ve cesaret kırılmasına maruz kalırlar.
En başarılı Fourierist yerleşim, 1843’de New Jersey, Red Bank’te kurulan Kuzey Amerikalı falanksıdır. Kurucuları, cemaatin belli zamanlarda örgütlü olması ve bu sayede herkesin onu tanımasının sağlanmasına ilişkin imkânları tartışmış olan New York, Albany’li bir grup Fourieristtir.
Makul bir keşif sürecinin ardından yaklaşık yedi yüz akrelik bir alana yayılmış ancak iki çiftlik evince işlenmekte olan otlak ve ağaçlık bir arazi bulurlar. Ağustos 1843’te düzenlenen toplantı ile hazırladıkları anayasayı kabul ederler; başlangıçta ellerinde sekiz bin Dolar’lık bir mal varlığı mevcuttur. Büyük ölçüde ideolojik bir manifesto olmasına rağmen anayasa yeterli sayıda pratik örgüt ihtiva etmektedir.
Sonbahar’da ilk aileler çiftlik evlerine yerleşmeye başlarlar ve Bahar’da bitecek olan yatakhane inşaatına girişirler; buna ek olarak toprağın ekip biçilmesi için gerekli olan işleri yaparlar. 1844 yılı boyunca bölgeye yerleşen doksan insan mısır ekimi yapar, hasadı toplar, dükkânlar, değirmenler inşa eder ve pratik örgütlenmenin ayrıntıları üzerinde çalışır.
Üyelik, projenin destekleyebileceği ölçüde sınırlandırılır, adaylar dikkatle gözden geçirilir ve otuz ilâ altmış günlük ziyareti takiben belli bir deneme süresine tâbi tutulurlar. Kuzey Amerikalı cemaati hiçbir şey değilse de basit anlamda bir serbest ticaret komünüdür.
Zaman geçtikçe kendilerine özgü bileşik envantere dayalı örgütlenme tarzlarıyla ücret ve kâr ödemeyle ilişkili komplike sistemleri saf Fourierizmi de aşan bir komünal ekonomiye yol açar. Örgütlenmenin ayrıntıları üzerinde yoğun bir çalışma yapılır. Bir üye, ilk beş yılın toplantılarının “belli bir yasama gücü” ile birlikte gerçekleştiğini söylemektedir. Diğer falankslardan farklı olarak cemaat bu tip meselelere zaman ayırabilmektedir. Üyeler birlik olmanın da ötesindedir. Paraları vardır ve iflas gibi tehdide asla maruz kalmazlar. Başlarda tüm mal varlığının bedeli yirmi sekiz bin Dolar iken, dış borçları on bin Dolar’dır. Kasım 1852’de mal varlığının bedeli seksen bin Dolar’a, dış borç ise yaklaşık on sekiz bin Dolar’a ulaşmış, yüz on iki üyelik cemaatteki kadın, erkek, çocuk herkese kişi başına yüz yetmiş Dolar kredi verilmiştir. Bu noktaya ulaşmak için çok çalışmaları gerekmiştir. Brook Çiftliği için sıradan birer unsur olan pikniklere, konserlere ve konferanslara hiç zaman ayrılmamıştır. Kuzey Amerikalı cemaatindeki hayat son güne dek Spartalılara özgü bir yiğitlik ve sertlik içinde geçmiştir. Bu kısmen Sarsıcılığın liderlerin üzerinde bıraktığı etkiye bağlı olarak gelişen bir durumdur.
Eylül 1854’te un değirmeninde çıkan yangın, ambarları ve dükkânları yok eder. Sigortada sadece iki bin Dolar’ı olan üyeler, yangının faturasının yirmi bin Dolar’dan fazla olduğunu hesap ederler. Yeni fonlar oluşturulması için hissedarlar toplantıya çağrılır. Yerleşimi dağıtma yönünde oy kullanılır. Hissedarların büyük bölümü toplantıya iştirak etmez. Her şeyin satıldığı bir sonraki yılı çok az üye görme imkânı bulur.
Yangın olmasaydı Kuzey Amerikalı cemaatinin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda kesin bir ifadede bulunmak mümkün değildir. Aradan geçen onca yılın sebep olduğu yıpranma, cemaatteki insanları çok çalışma, düz bir hayat ve neredeyse entelektüel ya da estetik her türlü hazdan muaf olmayı vadeden daha alt düzeyde bir ütopyaya rıza göstermeye itmiştir. Yeteneğe dayalı olmayan ya da ziraî emeğe hazır hâle gelmedikçe hiçbir üye kabul edilmemiştir. Uzman kişilerin cesareti kırılmıştır. Bir gazete yayımlamayı arzulayan ve zamanla basımevine dönüşen yerleşim, yüksek becerilere sahip makine ustalarını cezbetmeyi hiç becerememiş, aksine, bu tür insanları kiralamak zorunda kalmıştır. Tüm bunların dışında birçok yerleşimci, özellikle çocuklar, Kuzey Amerikalı cemaatini büyük bir zevkle hatırlamaktadır. Cemaatin birçok üyesi, Victor Considerant’nın Teksas’ta kurduğu ve gerçek anlamda hiç başlama imkânı bulamadığı yerleşimine göç etmiş, diğerleri ise kısa ömürlü olan farklı cemaatlere dağılmıştır.
Wisconsin falanksı, muhtemelen Kuzey Amerikalı cemaati kadar başarılı olan tek yerleşimdir. Büyük çoğunluğu Wisconsin’deki Racine Kasabası’nın sakinleri olan ilk üyeleri, beklenmedik ölçüde istikrarlı ve pratik insanlardır; liderleri, Brook Çiftliği’ndekiler dâhil, diğer birçok Fourieristler kadar Swedenborg’cu olup sonradan Ruhanîcilere katılan Warren Chase’tir.
Hiç borcu olmayan cemaat, Green Körfezi yakınlarındaki on ayrı bölgeye yerleşir. Yirmi kişiden oluşan ilk öncü birlik Yaz döneminde Bahar hasadı için sekiz, Kış için kırk dönümlük tarlaya buğday eker, seksen kişinin barınmasını sağlayacak üç bina ve buna ek olarak bir bıçkıhane, ahırlar ve ek binalar inşa eder. Bir yıl içinde bu üç binayı alt yüz sekiz metre uzunluğundaki ana binayla birleştirir, eğitim için bir taş bina, tahıl değirmeni, su bendi, değirmen deresi, geniş bir dükkân, hamam, kümes ve demirci atelyesi inşa eder. Birlik hesabına göre mal varlıklarının yaklaşık değeri yirmi sekiz bin Dolar’dır. Bir sonraki yıl otuz iki hektarlık bir tarladan hasat toplanır; bu süre zarfında sadece bir tek üyenin başvurusu kabul edilir.
Wisconsin falanksı, üyeler arasındaki dayanışmayla katılım ve ayrıca garip, laçka ve aylak insanların tasfiye edilmesinin sonucunda başarıdan başarıya koşar. Yüzlerce başvuru arasından sadece bir üyenin seçilmiş olması da işlerin nasıl sıkı tutulduğunu göstermektedir. Her şey sistematik bir biçimde yapılmaktadır. Bir kasaba olarak falanj bütünüyle herkese aittir.
Münakaşadan ve hizipçilikten uzak olan cemaat üyeleri, Aralık 1849’da, tam da başarının zirvesindeyken, dağılma yönünde oy kullanırlar, mal varlığı çoğunlukla üyelere satılır ve satıştan temin edilen makul miktardaki kâr herkese dağıtılır. John Humphrey Noyes, Wisconsin falanksının hikâyesini şu şekilde özetler:
“Bütüne bakıldığında otopsi memurunun ilgili mesele hakkında vereceği hüküm şu şekilde olmalıdır: Öldü ama ölüm nedeni, sefalet, nifak ya da irfanî, ahlâkî ve dinî yoksunluk değil, tam manasıyla ifşa olmamış bir dizi sebebe bağlı kastî bir intihardır.”
Komünalizm ve Fourier’nin fikirleri, bir grup pratik insanın ve ailelerinin elinde işlerlik kazanabilecek türden fikirlerdir. Bu insanlar, sınır bölgesinde beş dönümlük verimli bir tarım alanı açıp onu işlemişler ve sonrasında kârla başkalarına satmışlardır.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Demek ki saçma sapan bir ütopyadan başka bir şey değilmiş.